NAMAZ

NAMAZ

Değerli Müslümanlar, öncelikle namaza önem vermek istemeyişimiz ile ilgili konumuzu ele almak istiyoruz ve böylelikle umarız ki, namaz gibi nimetten faydalanacağız.

Yazımıza başlamadan önce, en önemlisi, Allah’ımızın (CelleCelalühu) rızasını kazanmamız umuduyla, sonra da yazımızın, başta bize, daha sonra da siz değerli güzel insanlara tesirinin olmasını temenni ederek, Allah’ın (CelleCelalühu) adıyla başlamak istiyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim.

Şeytan bir tek, Adem Peygamberimize secde etmediğinden Allah’ın (CelleCelalühu) rahmetinden uzaklaştırılmıştır.

Peki, biz Müslümanlar, günde 5 Kez, bu davete icabet etmediğimiz halde, halimizi hiç düşündük mü?

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

“Kişiyle küfür arasında namazın terki vardır.” [Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, İbn-i Mace, Müsned ]

Yani Bir Müslüman, namazı ile fark yaratması gerekecek,

Bunu da namaza gösterdiği ilgi ile ortaya koyması gerekecektir.

Tabi ki, Yüce Allah’ımızın (CelleCelalühu), ayette dediği gibi:

“Ben, Sadece Takva Sahiplerinin ibadetlerini Kabul ederim.” [ Maide Süresi 27 ]

Yani bir tek Namaz değil, bütün ibadetlerimizi, Allah’ın (CelleCelalühu) rızası için, yani takva sahibi olarak yapmamız gerekecektir.

Değerli Müslümanlar, aslında cennete girmek çok kolay. Tabi ki, Allah’ın (CelleCelalühu) emirlerini ve yasaklarını yerine getirmeyen güzel insanlar.

“Cennet Çok Zor” gibi kelimeler kullanacaktır.

Bir düşünelim bize verilen o kadar nimet (Gerek maddi, gerek manevi olmak üzere) bizden karşılığında;

5 Vakit Namaz, Tesettür, Helal – Harama özen göstermemizi, Durumun ve sağlığın el veriyorsa oruç, zekât, hac, gibi özel ameller istenecek.

İşte bu kadar kolay Cennet, değerli güzel insanlar, harama daldığımız için, maalesef, bize Cennet çok zor geliyor.

Kelime-i Şehadet getiriyoruz. Allah’a (CelleCelalühu) iman ettiğimizi ve Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun elçisi olduğuna şahitlik getiriyoruz.

 

Yüce Mevla’m (CelleCelalühu), Kur’an-ı Kerimde, namaz ayetlerini özellikle işaret etmesine rağmen, Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem), namaz için ”iki gözümün nuru” demesine rağmen neden Allah (CelleCelalühu) ve Peygamberimize (sallallâhu aleyhi ve sellem) itaat noktasında zayıflık gösteriyoruz.

Yoksa bu Kelime-i Şehadet, kelimesini yalnız imanlı vefat etme umudu ile mi söylüyoruz.

(Kendimizi kandırıyoruz aslında) UYANALIM!!!

Değerli güzel insan, seni namaz kılmaktan alıkoyan “Şeytan”.  Kendine Gel.! Şeytan’ın amacı: seni namazdan alıkoyarak, seninle cehennem arkadaşlığı yapmak.

Bu zinciri kır artık. Şeytan sadece, sana vesvese verir. Unutma ki Şeytan’ın vesveseleri çok zayıftır.

Son olarak, kendimiz istediğimiz için değil, Allah’a (CelleCelalühu) itaat zayıflığımız olduğumuz için, Allah’ın (CelleCelalühu) emir ve yasaklarını yerine getirmiyoruz.

Bu zayıflığımızı da güçlendirmek, bizim elimizde.

Namaz kılmamak ve namazın terki ile bir sürü ayet ve Hadis-i Şerifler bulunmaktadır.

Bu ayetlerden bir tanesi ise çok manidar olacak ve böylelikle bize gereken mesajı verecek.

Cehennem ehli ile cennet ehli arasındaki perde zaman zaman kalkacak ve aralarındaki konuşma bize bildirilecek,

Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? Şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmazdık, batıla dalanlarla beraber biz de dalardık ve din (hesap) gününü yalan sayardık.”  [MUDDESSİR 42 – 43]

Yüce Allah (CelleCelalühu) bu ayetin muhatabı kâfirler değil, Müslümanlar olduğunu ve bu ayette, Müslüman olup da namaz kılmamanın ne kadar tehlikeli bir iş olduğunu anlatıyor.

Kâfirler, Namaz gibi ibadetler ile yükümlü olmayıp, onlar iman etmekle yükümlüdürler. Onun için bu ayeti, Müslümanların üstüne almasının ve sonucunda namazı terk etmemesi gerektiğinin bir delilidir.

Biliyorsunuz Kur’an’ın beyan ettiği ve emrettiği gibi, bir Müslüman namazını kılmak ve Rabbine kulluk etmekle yükümlüdür.

Eğer insanoğlu, daha önce de belirttiğimiz gibi, “İMAN” seçeneğini seçerse, (Tabi ki bu seçim ona kalmış.),

Önce, İslâmın şartlarını yerine getirmesi gerekiyor. Şimdi de, İslâmiyetin bu şartlarına, detaylı olarak bir göz atalım.

Bu şartlar ise şöyledir:

Şehâdet etmek

Allah’ın (CelleCelalühu) birliğine inanmak ve ona şirk koşmamak. Allah’ın (CelleCelalühu) gönderdiği peygamberler ilk peygamber Adem peygamber son peygamber Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’ın (CelleCelalühu) kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmektir.

Allah’ın (CelleCelalühu) varlığına, birliğine ve Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah’ın (CelleCelalühu) kulu ve elçisi olduğuna inanmaktır.

Şehadet ilktir, önemlidir. Allah’ın (CelleCelalühu) kitabından yani emirlerinden, yasaklarından herhangi birinden birini kabul etmemek ya da şüphe etmek küfre sebebiyet verir, yani o kişi küfre uğramış olur.

Namaz kılmak

İslâm dinine göre, gece ve gündüz bir günlük süre içinde beş vakit namaz kılınır. İslâm dininde, Allah’ın (CelleCelalühu), verdiği nimetlere şükretmiş olmaları ve kulları üzerindeki hakkını yerine getirmeleri, bu esnada kulun Rabbi ( CelleCelalühu) ile arasında bir bağ kurarak yalvarıp dua etmesi ve Müslüman kişiyi kötülükten ve hayâsızlıktan alıkoyması için farz kıldığı bir ibadettir. İslâm dinindeki en önemli ibadettir, Kur’an’da sık sık bahsedilir.

 

Zekât vermek

İslâm’da, zekât, üzerine farz (maddi durumu iyi olan) olan herkesin, her sene fakir veya muhtaçlardan onu almak durumunda olan insanlara veya zekât toplayıcısı memurlara verilmesi gereken sadakadır. Zekât fakirlere farz değildir, yani fakirler zekât vermek zorunda değildir.

Oruç tutmak

Her Müslümanın Ramazan ayında fecrin başlamasından  ki bu sabah namazından güneş batıncaya akşam namazına kadar yemeyi, içmeyi ve şehvet arzularını terk ederek Oruç tutmalıdır.

Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı ve ya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturmuş olmazsınız. Oruçtan makat, sabır, şükür, nefis terbiyesidir.

Hacca gitmek

İslâm dinine göre, Allah (CelleCelalühu), güç yetirebilen bireylerin ömründe bir kere hac ibadeti yapmasını farz kılmıştır. Hacda dünyanın her yerinden         gelen Müslümanlar yeryüzünün en hayırlı beldesinde toplanarak ve yönetici yönetilen, zengin fakir, beyaz siyah farkı olmaksızın tek bir elbiseye bürünerek tek olan Allah’a (CelleCelalühu) ibadet ederler.

Bu ibadetin en önemli  bölümü Arafat Dağı’nda vakfeye durmak, (Müslümanların kıblesi) Kâbe’yi tavaf etmek, Safa ve Merve arasında sa’y yapmaktır.

Not: Zekât vermek, hacca gitmek, insanoğlunun maddi gelirine, Oruç tutmak ise insanoğlunun sağlığına bağlanmıştır.

Fakat İnsanoğlu, İster fakir olsun ister zengin olsun İslâmın şartı olan ilk iki maddeyi yani;

Şehadet etmek, Namaz kılmak ile yükümlüdür.

Namaz kılanlardan Allah razı olsun, kılmayan güzel kardeşlerimi de yaptığı yanlıştan kurtarsın. [ Amin. ]

Tabi ki namazımızı huşu içinde kılmamız için, namaza başlamadan önce gerekli şartları özenle yerine getirmemiz gerekecektir.

1)  Hadesten Taharet: Abdest almak, gerekli hallerde gusül yapmaktır.

2)  Necasetten Taharet: Namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemektir.

3)  Setr-i Avret: Namaz kılacak kişinin vücudunda örtünmesi gereken yerleri örtmesi demektir.

Erkekler için en az: Göbek ile diz kapağı arası mahrem bölgedir (diz kapağı dahil).

Kadınlar için: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmeleri gerekir.

4)  İstikbal-i Kıble: Namazı kıbleye dönerek kılmaktır. Kıble, Mekke şehrindeki kutsal bina olan Kâbe yönüdür. Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.

5)  Vakit: Namazları kendi vakitleri içinde kılmaktır.Vakti gelmeden bir namazı kılmak caiz değildir.

6)  Niyet: Hangi namazı kıldığını bilmek ve kalbinde hatırlamaktır.

Bunları yerine özenle yerine getirdiğimiz zaman Namazımıza huşu içinde başlangıç yapabiliriz.

 

Not: Tam manasıyla huşu yakalamak istiyorsak Sünnete uymaya çalışarak,

Yani, “ CÜBBE, SARIK İLE NAMAZ KILALIM. “ Kardeşlerim…

( Sahabelere Benzereyek )

 Namazını terk eden bir Müslümanın öncelikle korkması gereken;

Müddessir süresinin şu ayetleri olmalıdır.

40- Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.

41- Suçlu-günahkârları;

42- “Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?”

43- Onlar: “Biz namaz kılanlardan değildik” dediler.

44- “Yoksula yedirmezdik.”

45- “(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik.”

46- “Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk.”

47- “Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.”

48- Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

Demek ki, Namaz kılmayan ya da namaz kılmaya üşenen bir Müslümanın, Cehennem korkusunu her zaman içinde bulundurması gerekecektir.

Tabi ki, Namaz kılanların bu korkusu da olacaktır. Neden diye soracak olursanız bir ayetle cevabını sizlerle paylaşalım.

Maun süresi’nin şu ayetleri bakarsanız;

 

1- Gördün mü o dine yalan diyeni

2- İşte yetimi itip kalkan odur

3- Yoksulu doyurmaya teşvik etmez

4- Fakat veyl o namaz kılanlara ki

5- Namazlarında yanılmaktadırlar

6- Onlar ki gösteriş yaparlar

7- Ve yardımlığı sakınır ( Zekatı vermezler.)

 

Namaz Kılmamak Cehennem azabı ile tehdit edilmesine karşılık, namazını kılanlarda tehdit içindedir.

Çünkü Kur’an-ı Kerim’de, Namaz Kılın denilmemekte bilakis, Namazı dost doğru kılınız denilmektedir.

 

Arada ki bu ince çizgiyi anladığımız zaman şu sorular aklımıza gelmeyecektir.

 

Her Namaz kılan doğru insan mıdır?

Namaz kılıyor, ama yalan konuşuyor ya da kötü huyları var onun için ben güvenemem, Namaz kılsa bile?

Bir insanı Namaz kılmasıyla değerlendiremeyiz?

Ve Şeytan tarafından aklımızı ve beynimizi meşgul edecek bunun gibi sorular.

Namaz kılmak böyle büyük bir ibadet olduğu için terk edilmesi de çok büyük günahtır. Hanbelîde namazı terk eden küfre düştüğü için, Şafii ve Malikide büyük günah işlediği için ceza olarak katli gerektiği fıkıh kitaplarında yazılıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

 “İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır.” [Tirmizi]

İman zayıflığımızın en büyük alametlerinden biri olan namaz kılmamak, bizi gün geçtikçe tehlikeli bir yola sürükleyecek, belki de imanımızı çalacaktır.

Günümüzde ki, birçok namazlarımız tehlike altındadır. Bunun nedeni ise, maalesef, namazın farzlarını iyice kavramayışımızdır.

 

Bir daha belirtmekte fayda görüyoruz.

 

  1. Hadesten Taharet:Gözle görülmeyen pisliklerden  temizlenmektir. Bu abdest almak, gusletmek, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmekle olur.
  2. Necâsetten Taharet:Gözle görülen pisliklerden temizlenmektir. Bu pislikler namaz kılan kimsenin vücudunda, elbisesinde, namaz kılacağı yerde olur.
  3. Setrü’l Avret:Örtülmesi gereken yerlerin kapatılması demektir. Erkeklerde diz kapağı ile göbek arası, kadınlarda ise el, yüz ve ayak dışındaki her yerin örtülmesi gerekir. Namazın bir rüknünü eda edecek kadar bir zaman içinde örtülmesi gereken bir organın dörtte biri açılırsa namaz bozulur.
  4. İstikbâli Kıble:Namaz kılan kimsenin Kâbe yönüne yönelmesidir. Göğsünü kıbleden (yaklaşık 45 derece) çeviren kimsenin namazı bozulur.
  5. Vakit:Farz ve Vacip olan her namaz için belli bir vakit vardır. Namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Vaktinden önce namaz kılınamaz. Özürsüz olarak sonra ya bırakmakta günahtır.

6.Niyet: Kılınacak olan namazın zihnen hatırlanmasıdır. İmamın imâmete, cemaatin da imama uymaya niyetlenmesi gerekir.

 

Özellikle Günümüz de maalesef, bay – bayan güzel insanların dikkat etmediği; Setrü’l Avret yani, tesettürdür. Günümüz de tesettür olayını halledemediğimiz için birçok insanoğlu, namazlarını terk etmiş ve hüsrana düşmüştür.

İman zayıflığının bir başka alameti olan tesettürsüzlük, maalesef, yalnız camilerde ve mezarlıklarda yarımda olsa bir anlık bir görev niteliğinde uygulanmaktadır.

Özellikle sokaklarımızın halini ele alırsak durumumuzun ne kadar vahim olduğunu görebiliriz. 

Kısacası namazdan önce, tesettür bozukluğunu giderebilirsek, eşimizi, bacılarımızı, kızlarımızı tesettüre alıştırdığımız takdirde sorunumuz azalacak ve huzurumuz artacaktır.

Bu olayı pekiştirirsek ne kızımız açılarak, nede erkeklerimiz harama bakarak günah bataklığına saplanmayacaktır.

Allah’a (CelleCelalühu) inanan bir Müslüman, neden Allah’a (CelleCelalühu) güvenmek istemez?

 

Bir Müslüman, Ben Müslüman’ım (Kelime-i Şehadet) getirdikten sonra, AMA, kelimesini getiremez.

 Örneğin;

– Ben Müslümanım Ama, namaz kılmak istemiyorum.

– Ben Müslümanım Ama, tesettüre bürünmek istemiyorum.

– Ben Müslümanım Ama, yalan konuşmak, küfür etmek benim geleneğim.

– Ben Müslümanım Ama, Anne Ve Babam başta olmak üzere akrabalarımı gözetemem. (Anne, Teyze, Yenge, Hala, diğer tanıdığın komşular ve sevdiklerin bunlara nasihat yaparsın yaptığının yanlış olduklarını kendilerine uygun bir dille zaman zaman anlatırsın mesuliyetini onlara bırakırsın.)

– Ben Müslümanım Ama, eşimin, kızımın, bacımın açık olması beni ilgilendirmez.

– Ben Müslümanım Ama, haramlar bana cazip geliyor ( İçki, kumar, zina, faiz… gibi .)

 

İnsanoğlu, Ben Müslümanım dedikten sonra, yukarıda maddeler halinde belirttiğimiz söz öbeklerini kullanamayacağı gibi, bunun gibi söz öbeklerinden de uzak durması gerekecektir.

 

Biz Müslümansak, dinimizin emir ve yasaklarına sahip çıkmamız gerekecektir. Eğer sahip çıkmaz isek, Müslüman olmayan bir takım kendini Müslüman sanan örgütlere ya da teşkilatların önünü açmış bulunacağız.

 

 Bu durumda da suçu önce kendimizde aramak durumunda olacağız.

 

Ne Mutlu Özünde Müslümanım diyene değil, Müslüman oluşunu hakkıyla emirleri ile yasaklarıyla yaşayanlara!!!

 

“ Günden güne Allah’ı unutturmaya çalışıyorlar, Ama yenildiklerinden haberleri yok. Mevlâ’ya karşı çıkmak isteyen mağluptur.“

[Mahmud Efendi Hz. (KuddîseSirruhû)]

Cevap Yaz