Müslüman’ı; Kâfirlik, Münafıklık Ve Benzeri Tabirlerle İtham Edemeyiz.

MÜSLüMANI KAFİRLİK, MÜNAFIKLIK ve BENZERİ TABİRLERLE İTHAM EDEMEYİZ

“Birbirleriyle münasebette çeşitli dini hizmet gruplarına mensup olanların düştüğü en mühim hata, birbirlerine tevcih ettikleri yersiz tenkidler olduğu gibi, aralarındaki soğukluk ve husumeti artıran en mühim âmil de bu çeşit ithamlardır. Dinimiz, kime kafir kime münafık dendiğini, denebileceğini sarahatle belirtmiştir. Dinin herhangi bir hükmünü reddetmeyen kimse kelime-i şehadeti ikrar ettiği müddetçe, farzları yerine getirmese de, diğer bir kısım günahlara batmış olsa da hiç kimsenin onu, din namına tekfire hakkı yoktur. Akâid alimleri: “Bir kimse kalbiyle inanmasa bile, diliyle imanı ikrar ettikten sonra kendisine Müslüman muâmelesi yapılacağını” İttifakla söylerler

Ehemiyetine binâen Hz Peygamber ( sallallahu aleyhi ve sellem ) hadislerinde bu meseleye tekrar tekrar yer verildiğini görürüz: Resul-i Ekrem’e (aleyhissalâtu vesselâm ) göre kelime-i sehâdet getiren herkesi Müslüman bilmek ve onlara Müslüman muamelesi yapmak zorundayız. Nitekim şöyle buyurur.

“Ben insanlarla, onlar lailahe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur) deyinceye kadar mücadele etmekle emredildim, kim lâilâhe illallâh derse, o, benden malını ve canını emin kılmıştır. (bunu söyledikten sonra ben onun samimi olup olmadığını araştırmam). Gerçek hükmü ve hesabı Allah’a kalmıştır.”

Bu hususla ilgili olarak, Hz. Üsâme’nin hâdisesi meşhurdur. İbnu Hişâm’ın rivayetine göre, bir mukâtele sırasında Hz. Üsame (radıyallahu anh), hasmı ile vuruşurken, galebe çalacağı sırada vuruştuğu müşrik, kelime-i şehadet getirerek tevhidi ikrar eder.

Fakat Hz. Üsame (radıyallahu anh), onun, bu ikrarı, ölümden kurtulmak için yaptığına hükmederek, hasmını öldürmekte tereddüd etmez. Medine’ye dönüş te durum Peygamberimiz’e (aleyhissalâtu vesselâm ) anlatılınca, hâdiseye ziyâdesiyle üzülüyor ve üsâme’yii şiddetle azarlıyor: “Ey üsâme, lailahe illallah diyen bir kimseyi niye öldürdün?” Hz. Üsame (radıyallahu anh), kendisini şöyle müdafaa ediyor: “Ey Allah’ın Resülü o bunu ölümden kurtulmak için söyledi.” Bu cevap üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) “Kelime-i tevhidi getireni neden öldürdün ey üsâme! diye o kadar çok tekrar etti ki, Üsame (radıyallahu anh) üzüntüsünün büyüklüğünden: “Keşke o güne kadar İslâmiyete girmemiş olsaydım da böyle bir cinâyeti işlemekten uzak kalsaydım” temennisinde bulunur.

Müslimin rivayetinde Resul-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm ) Hz. Üsâmetyi şöyle azarlıyor: “Onun bu ikrârında samimi olup olmadığını öğrenmek için kalbini yardın mı?”

Ebu Dâvud’un rivayetinde buna şunu da ilave ediyor:

Kıyamet günü lâilâhe illallah diyen bir kimseyi öldürmenin hesabını nasıl vereceksin?

Ashabtan Sâ’d’ın (radıyallahu anh) “ Üsâme öldürmedikçe, ben bir Müslümanı öldürmem. “ Sözü, bu hadisenin hem üsâme (radıyallahu anh), hem de diğer sahabiler üzerindeki tesirini gösterir.

Kelime-i tevhid ve kelime-i şehadeti ikrar etmenin, Müslüman vicdanda hâsıl etmesi gereken hürmetle ilgili bir başka misale göre, böylelerine münâfık demek de kesinlikle yasaktır.

Başta Buhârî olmak üzere siyer ve hadis kitaplarında geldiğine göre, bir sohbet sırasında (Müslümanlara çokça eziyet vermiş olan) Mâlik İbnu Duhayşin’in adı geçer. Ashabtan biri: “O, bir münafıktır, Allah ve Resülünü sevmez” der. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) söze karışarak:

“Böyle söyleme, görmüyor musun, lâ ilâhe illallah dedi ve bununla da Allah’ın rızasını taleb etmektedir” buyurur. Öbürü tekrar: “Fakat biz onu daha ziyâde münâfIklara dönük ve onlara hayırhah görüyoruz” derse de Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla lâilâhe illallah diyeni Cenab-ı Hakk ateşe haram kılmıştır” cevabını verir.

Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hadislerinde: “Zina yapan bir kimse,  zina yaptığı esnada, mümin olarak zina yapmaz. Şarap içen kimse de,         

çme anında, mümin olarak şarap içmez. Hırsız da, hırsızlık esnasında mümin olarak hırsızlık yapmaz” buyurur.

Bir diğer hadiste;

“Babalarınızdan yüz çevirmeyin. Kim yüz çevirerek başkasına-bile baba diyecek olursa bu davranışı küfürdür”

Bir diğer hadiste: “Sizden biri kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz” buyurur.

Bir diğer hadiste: “Sünnetimden yüz çeviren bizden değildir” buyurur,

Hülasa bu çeşit hadisler: “Tam ve mükemmel bir imana sahip olan kişi, zina yapmaz… içki içmez… hırsızlıkta bulunmaz… babasını inkar etmez… başkası hakkında daima hayırhah olur… sünnete uyar…” demek istemekte, bu fillerin imanı zedeleyip derecesini düşüreceğine Müslümanın dikkatini çekmektedir.

Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) şöyle buyurur: “Üç vasıf vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis münafıktır. Bunlardan biri kimde bulunursa, onda, bunu terkedinceye kadar münafıklığa has olan bir haslet mevcut demektir: “Kendine itimâd edilince ihanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünü tutmaz.” Bir başka rivayette de: “İmanın delili Ensâr sevgisidir, nifakın (münafıklığın) alâmeti de Ensâra buğzetmektir.” “Ensarı ancak mümin olan sever, münafık olan buğzeder. Onları seveni Allah sever, Onlara buğzedene Allah buğzeder” der.

———

Cevap Yaz