Zina eden Maymun Recmi

Buhârî’de geçen maymunların zina etmesi ve recmedilmesi hakkında bir rivayet var. Bu mesele her zaman olduğu gibi meseleyi anlamayan ve anlamak istemeyen cahil hadis inkârcılarının dillerine doladıkları rivayetlerden bir tanesidir.

Amr ibn Meymûn şöyle demiştir: “Ben Cahiliyet devrinde zina etmiş olan bir maymunun üzerine birçok maymunların toplanmış olduklarını gördüm. Maymunlar o zina eden maymunu recm ettiler. Ben de o maymunlar topluluğunun beraberinde zina eden maymuna taş attım.”

Bu rivayet ne Resûlullahtan ne de Ashâbından (rivayet edilmiş) değildir. Sadece tâbiinin büyüklerinden olan Amr ibn Meymûn’un, Peygambere merfu olarak dayandırmadan rivayet ettiği bir sözdür. Yani Resûlullah’a ait söz, fiil, takrir ya da sıfatlara dayanan bir rivayet değildir. Hadis âlimlerimiz böyle rivayetlerin Resûlullah’a ulaşmayan ve tâbiinden nakledilen sözler olduğunu söyleyerek bu tip rivayetlere asar ismini vermişlerdir.

Bu rivayetten maymunların, Allah’ın emrine muhatap oldukları anlamı çıkarılamaz. Ve bu rivayetteki anlatılmak istenen tam manasıyla kavranabilmiş değildir.

Bu hadisin râvîsi Amr ibn Meymûn Tâbiin’in büyüklerinden olup sahabe değildir. Amr, cahiliye dönemini idrak eden insanlardandır. Cahiliye döneminde Müslüman oldu ancak Rasûlullah’ı göremedi. Ayrıca peygamberden rivâyette bulunmadı. Bu kimselere muhadram denir.”

Öyle anlaşılıyor ki, kıssayı anlatan Amr ibn Meymûn, kıssayı daha da süslendirmek, muhatapların hayretlerini arttırmak, zina suçunun kötülüğünü, cezasının ne kadar adil ve fıtri olduğunu belirtmek için, maksadını mecaz yoluyla, insanlara anlatmayı uygun görmüştür. Zina suçu o kadar çirkin bir suçtur ki, maymunlar bile buna tahammül etmezler demek istemiş olabilir.

Kurtubi, bu rivayetle ilgili şu ifadeyi kullanmaktadır: “Şayet bu rivayet sahih ise, Buhârî bunu Amr ibn Meymûn’un cahiliyye dönemine erişmiş olduğunu göstermek üzere nakletmiş ve cahiliyye döneminde onun bu husustaki zannına herhangi bir önem vermemiştir.”

Bu rivayet, hadis ilmine göre zaten kabul edilmeyen ve şer’an delil teşkil etmeyen hiçbir yaptırımı olmayan bir rivayettir. Bu rivayet, mecâzi manası bir tarafa bırakılırsa zaten aklen de kabul edilmeyecek bir rivayettir.

İmam Buhârî, hadis ilminin kriterleri gereği işittiğini senede bağlı kalarak nakletmiştir. Ve Buhârî’de geçen her rivayet amel edilmesi için koyulmamıştır.

Amr ibn Meymûn’un bu sözü hadis olmadığı gibi senedi zayıf, münker ve kabul edilir bir rivayet değildir.

Bu rivayet aynı zamanda mu’allak bir rivayettir. Yani senedinin başında bir veya birkaç adet râvî zikredilmemiş sadece Amr ibn Meymun’dan gelmiştir. Imam Buhârî’de bazı hadisler mu’allak olarak gelir.

İbn Hacer rahimehullah Fethu’l Bâri’de bu rivayet hakkında şöyle diyor: “Abdilber , Amr ibn Meymûn’un bu kıssasını reddetmiş ve şöyle demiştir, Bu Asar’da mükellef olmayan varlığa zina ve hayvana had uygulama isnadı söz konusudur. Bu ilim ehli nezdinde kabul edilemez.”

Maymunların zina etmesi, bırakın ilim ehlini sıradan insanlarında kabul etmeyeceği bir durumdur. Maymunlar için bir ilişki yasağı yoktur. Onlar insanlar gibi ne akla sahiptir ne de hesaba muhataptır. Dolayısıyla maymunlar için evlilik hayatı ve gayrı meşru ilişki diye de bir şey yoktur. Yaratıcının verdiği ömrü kendilerine özgü şekilde yaşarlar ve çiftleşirler. Dolayısıyla bu rivayetin aklen ve mantıken kabul edilir bir tarafı bulunmamaktadır. Ancak mecazen mübalağa ile anlatılmış bir hikâye olarak algılanabilir.

Şeyh Elbâni; Abdilber gibi tenkid ederek bu asar asla kabul edilemez diyerek şöyle demektedir: “Bu asar münkerdir, bir insan maymunların evlendiğini, ahlak gereği irzlarını koruduğunu, hainlik edenin öldürüleceğini nasıl bilebilir? Sonra diyelim ki bu hadiseler maymunlar arasında geçerli olsun, peki Amr ibn Meymûn, maymunların zinadan dolayı recm edildiklerini nereden bildi?”

Şeyh Elbâni, hadisin senedinde yer alan ve Imam Buhârî’nin şeyhi olan Nuaym ibn Hammâd’ın zayıf ve muttehem olduğunu ve ayrıca diğer râvî Huseym’in zayıflığını mudellesliğini (Yani râvîsi tarafından bir kusuru gizlenerek ve bu kusurun bulunmadığını vehmettirecek şekilde rivayet edilmiş hadis) ileri sürerek hadisi zayıf kabul etmiştir.

Ayrıca bu Asar’ın senedinde yer alan Huseym ibn Beşir el-Vasiti işittiği haaisi kime dayandırdığını açıkça söylemediği müddetçe hüccet kabul edilmemiştir.

Bazı çevreler böyle rivayetleri öne sürüp, tüm sahih hadisleri, inkâr etme ve veya hadis ilmine şüphe ile bakılmasına neden olmaktadırlar. Bunların amacı, Resûlullah’ın sözüne ve ameline güveni sarsmak ve bir müddet sonrada sünneti toptan inkâr ettirmektir.

Oysa görüldüğü gibi bu rivayet de hadis inkârcılarının anladıkları gibi değildir. Onların amacı; doğruyu almak ve ilmî çerçevede gerçeğe ulaşmak olsaydı böyle önyargılı ve cahilce davranmazlardı. Mutlaka ilmî bir süzgeçten geçirir ondan sonra konuşurlardı.

Netice olarak;

Bu rivayetin Müslümanlarca hüccet kabul edilecek ve amel edilecek bir durumu yoktur. Sadece mecazen anlatılmış bir rivayetin ilmî olarak senedine bağlı kalınmış ve rivayet edilmiştir. O halde tam manasıyla ne anlatılmak istendiği anlaşılmamış ve bizim için hiçbir bağlayıcılığı olmayan bu rivayetin üzerinde durmanın hiçbir gereği yoktur.

Sosyal Ağda Paylaş

Bir cevap yazın