Takva Sahibi Kız!

Zamanın birinde Şah Şüncâ-i Kirmânî adında büyük bir evliya vardı. Bu büyük Allah dostunun bir kızı vardı. Kirmân şehrin ileri gelenleri bu kıza talip olurdu, ama Şah Şüncâ-i Kirmânî kızını hiç birine vermedi. Üç gün mühlet istedi. Üç gün içinde mescidleri dolaştı. Nerede âbidler, camide  tadil-i erken ile namaz kılanlar, Hak’tan korkanlar, nefsinin hevâsını görüp de çirkin sıfatlarını tamir eden dervişler varsa onları aradı. Zamanın şahı, güzel bir genç gördü. Namazına hayran kaldı, kıyafetine, tadil-i erkenına mest oldu . Namazı bitince gencin yanına geldi.

“Ey genç, evli misin, bekâr mısın?”

“Bekarım efendim,”

“Kur’an-ı Kerim okuyan takva sahibi, güzel, emsali ol­mayan bir şah kızı alırmısın?”

“Bana kim şah kızı verir ki, alayım. Efendim, rüyamı gördün ki böyle söylüyorsun?” dedi.

Şah Şüncâ-i Kirmânî hazretleri, “Allah için doğru söy­lüyorum” dedi. Bunu duyan genç, “Öyleyse alırım. Allah böyle bir nimet verse alırım” dedi.

O büyük Allah dostu kendini tanıtarak, “Ben Şah-ı Kirmânî’yîm, işte kızımı sana nikahlıyorum” dedi

Genç, “Benim bu üç dirhemden başka param yok” dedi.

Şah Şüncâ-i Kirmânî hazretleri, “Bu üç gümüşün biriyle ekmek, biriyle katık, biriyle güzel koku al, git hazırlan” dedi. Böylece Şah Şüncâ-i, kızını camideki bu kuru ot misali dervişe nikahladı. Kız gerdeğe girdi. Baktı ki dervişin evinde kuru bir ekmek duruyor.                         Derviş’e, “Bu nedir?” dedi.

Genç, “senin nasibindir. Yarın sabah yemek için ayır­dım ikimize, yeni gelin olduğun için” dedi.

Şah’ın kızı, “Allah’a ısmarladık, aradığım ev sahibini bulamadım” deyip çıkmak üzere kapıya gidince derviş,

“İşte, Şah’ın kızı bir dervişle evlenirse sabah olmadan kaçar” dedi.

Kız döndü ve, “sen zannediyor musun ki şah’ın kızı olduğum için kaçıyorum. Babam senin için ‘takva sahibi der­viş’ dedi. Senin Allah’a tevekkülün yok, yarınki ekmeği niye sakladın? O ekmeği sadaka vermedikçe vallahi geri dön­mem” dedi.

Cevap Yaz