SARAY DA İFTAR

Halife Harun Reşid bir Ramazan ayında iftar daveti yapacaktı, 0 gün Behlül Dânâ Hazretlerine tembih etti;
Ey Behlül! Akşam namazı için camiye gittiğinde, namaza gelen herkesi be­nim adıma saraya iftar için davet et.
Halifeye “peki” diyen Behlül Dânâ Hazretleri akşam olunca camiye gitti. Na­maz kılındıktan sonra camiden dönen Behlül Dânâ’nın yanında gayet az kimse vardı. Harun Reşid bu kadar az adam getirdiği için Behlül Dânâ’ya kızgın bir ses tonuyla sordu:
– Ey Behlül! Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirme­mişsin,
Behlül cevap verdi:
– Efendim, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır de­diniz.
Bende namazdan sonra caminin kapısında durdum, çıkan herkese İmamın namaz kıldırırken mihrapta hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da bu getir­diğim kişilerin dışında bilen olmadı. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen bu kadardı.
Allah-ü Teâlâ şöyle buyurdu:
“Yazıklar okun o namaz talanlara, onlar namazlarından gafildirler.” (Ma’ûn: 4-5)
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selem) bir keresinde na­mazda okuduğu sûrenin bir ayetini atladı. Namazı bitirdikten sonra cema­ate dönüp:
– Ben ne okudum? diye sordu.
Cemaat sustu cevap vermedi. Bunun üzerine aynı soruyu Übey b. Ka’b’a sordu. O:
– Filan sureyi okuyup, falan ayeti terk ettiniz. Bu ayetin neshedilip edil­mediğini bilmiyoruz, deyince, Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona:
– Sen bu işin ehlisin Ya Übey? diye iltifat etti. Sonra ashabına şöyle bu­yurdu:
– Namaza gelip saflarını tamamlayarak duran ve peygamberleri arala­rında bulunan sîzlere ne oluyor ki, Allah’ın Kitabından size hangi sûrenin okunduğunu bilmiyorsunuz? İyi bilin ki, Îsrâiloğuları da sizin yaptığınız gi­bi yapmıştı da, Allah-u Teâlâ peygamberlerine “Kavmine söyle! Bedenleriyle huzuruma gelip, dillerini Bana veriyorlar; fakat kalpleriyle Benden uzaklaşıyorlar. Yaptıklarının bâtıl okluğunu bilsinler” diye vahyetmiştir.

Cevap Yaz