RESÛLÜLLAH’ın Gönderdiği Selam

Bir tüccar iflas etmiş, bütün malım ve servetini kaybetmişti. Üstüne üstlük bir de gırtlağına kadar borca batmış ve ödeme imkanı da bulamıyordu. Kime müracaat ettiyse geri çevriliyor, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanıyordu. Ça­resizlik içinde kıvranan bu zavallı adamcağız Ravza-i Mutahharaya gelerek ora­da namaz kıldı, Peygamber Efendimizin ( sallallahu Aleyhi ve Sellem ) hürme­tine bu ağır borç yükünden, bu maddi sıkıntılardan kurtulmak için Allah’a niyaz­da bulundu. Orada öylece yalvarıp yakararak dua ederken uyuya kaldı. Rüyasın­da da Peygamber Efendimizi ( sallallahu Aleyhi ve Sellem ) gördü. Hemen elle­rini öptü, durumu arz edip Efendimizden yardım istedi. Peygamber Efendimiz ( sallallahu Aleyhi ve Sellem ) ona:

  • Falan yere git! Orada çok zengin bir tüccar var, ona Benden selam söyle, senin sıkıntını gidersin ve sana yüz altın versin, buyurdu. Bunun üzerine adam:
  • Ya Resûlellah! ben o kimseye selamınızı iletirim ve bana yüz altın verme­sini emrettiğinizi söylerim, fakat ya bana inanmazsa ne olacak?

Efendimiz ( sallallahu Aleyhi ve Sellem):

  • Sen merak etme inanması için sana bir belge vereceğim. Şöyle kİ: 0 kim­se her gün mutlaka Bana yüz salavatı Şerif okumayı vird edinmişti. Fakat dün gece salavat okumayı unuttu. Bunu ona hatırlat ve bu akşam salavat getirmeyi unutmamasını söyle…

Adam uykusundan sevinç ve heyecanla uyandı, ‘Bu gördüğüm riyada mut­laka bir hayır vardır’ diye düşünüp Efendimizi ( sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüyasında ona söylediği zengin adamı aradı, Sora sora bu adamın evini öğren­di ve kapısını çaldı. Kapı açıldı, işte aradığı zengin adam karşısındaydı. Adamın elinde bir elek vardı ve her tarafı saman içindeydi. Meğer samanın içine yanlış­lıkla bir altın düşürmüş ve onu bulmak için bütün samanı elekten geçiriyordu.

Zengin adamın bu halini görünce zavallı adamın ümitleri yıkılmıştı. Öyle ya, bir altın için samanlığın altını üstüne getiren bir adam, kendisine hiç yüz altın verir miydi? Ama ne olursa olsun üzerinde bir emanet vardı, bu emaneti sahi­bine tevdi etmeli, Resûlüllah’ın selamını ona iletmeliydi.

Bu arada zengin adam da bu gelen yabancının kim olduğunu, niçin geldiğini açıklamasını bekliyordu. O da durumu anlattı:

  • Resûlüllah’ı rüyamda gördüm, sana selam söyledi. Ayrıca ben müflis bir kimseyim. Çok borçlarım olduğu için bana da yüz altın vermeni emretti, dedi.

Bunun üzerine adam elindeki eleği yere bırakıp:

  • Senin doğru söylediğini ben nereden bileyim?

Adam Resûlüllah’ın verdiği belgeyi beyan ederek dedi ki:

  • Siz her gece Efendimize ( sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüz salavatı şerife okuyormuşsunuz ama dün gece unutmuşsunuz. Bu gece okumayı unutmaya­cakmışsınız.

Adam şöyle bir düşündü; her gün yüz salavat getirdiğini kimse bilmiyordu ve gerçekten de dün salavat getirememişti. Samanı elekten geçirme telaşından dolayı salavat getirmeyi unutmuştu. Böylece kapıdaki adamın doğru söylediği­ni anlayınca, bu durum öylesine hoşuna gitti ki. Koskoca Muhammed Mustafa      ( sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine selam söylemişti, bu ne büyük bir şerefti. Resûlüllah’ın gönderdiği bu selamı tekrar tekrar duymak istiyordu.

Onun için adama:

  • Peygamber Efendimiz ( sallallahu Aleyhi ve Sellem)ne söylemişti? diye sordu.

Adam:

  • Ona Benden selam söyle sana yüz alim versin buyurdu, dedi.

Zengin adam tekrar:

  • Resûlüllah sana ne dedi? diye sordu.

Adam yine aynı cevabi verdi. Zengin adam tam yedi defa “Resülüilah sana ne dedi, bir daha söyle” diye tekrar tekrar sorup, yedi defa Efendimizin                ( sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine gönderdiği selamı tekrarlattı,

Tabi selamı getiren adam, zengin tüccarın kendisiyle dalga geçtiğini sana­rak paradan iyice ümit kesiyordu ki, zengin tüccar:

  • Hakkını helal et! Ben Resûlüllah’ın  bana olan selamını duymak için bunu sana yedi kere tekrarlattım, Şimdi sana Efendimizin ( sallallahu Aleyhi ve Sellem) her selamı için yüz altın vereceğim yedi defa tekrarlattığıma göre yedi yüz altın eder, hepsi ananın ak sütü gibi helal olsun, dedi ve altınları

 

Cevap Yaz