Namazın Fazileti!

Peygamber’imiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:

“Hiç bir kula kıldığı iki rekat namaz için verilen izinden daha değerli bir bağış verilmiş değildir.”

Muhammed İbni Sirin ( radıyallahu anh ) buyurur ki; «İki rekat namazla cennet arasında tercih kullanmak durumunda kalsam, iki rekat namazı Cennete tercih ederim.

Çünkü iki rekat namazda Allah’ın ( cellecelalühü ) rızası. Cennette ise benim hoşnutluğum bahis mevzudur.»

Bildirildiğine göre Ulu Allah ( cellecelalühü ) yedi kat gökleri yaratınca melekler ile doldurdu ve hiç bir an ara vermeksizin onları namaz kılarak ibadet etmeye memur kıldı.

Her gök halkına bir türlü ibadet emretti: Birinci semadakilere Sûra üfleninceye kadar ayakta dikilmeyi, bazı sema ehline rüku, bazılarına secdeyi, diğer bazılarına da Onun heybeti karşısında kanatlarını yere sererek ibadet etmeyi, emir buyurdu.

illiyyun Melekleri ile Arş Melekleri Arşın etrafında dolanarak Allah’ı ( cellecelalühü ) hamd ile tesbih ederler, yer yüzündekiler hesabına Ondan af dilerler.

Ulu Allah ( cellecelalühü ) bütün bunları müminlere ikram olmak üzere bir namazda toplamıştır. Ta ki gök halkının ibadetlerinin hepsinden, içinde birer numune bulunsun.

Ayrıca namazda Kur’an’ı Kerim okumayı ilave etti ve kullardan da bu ibadete şükretmeyi istedi, bu şükür, namazı, şartları ve ölçüleri nisbetince kılmakla yerine getirilebilir.

Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:

« Onlar ki, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızkın bir kısmını fakirlere verirler.»

(Bakara – 3)

“Namazı dosdoğru kilin, zekat verin ve rukû varanlar ile birlikte rükû varın.»

(Bakara – 43)

“Namazı dosdoğru kıl.”

(İsra – 78)

« Fakat onlardan ilimde yüksek dereceye erenler ile müminler, sana indirilen Kur’an ile senden evvel gelen kitaplara inanırlar. Onlar namazı dost doğru kılanlar, zekat verenler, Allah’a ve Ahiret Günü’ne inananlardır, iste onlara biz büyük ecir vereceğiz.»

(Nisa – 162)

Kur’an’ı Kerim´de nerede namazdan bahsedilmişse «dost doğru kılmak» kaydına bağlandığını görürsün. Buna karşılık münafıklardan bahsederken Ulu Allah ( cellecelalühü ) söyle buyuruyor:

« Namazlarının şuurunda olmayan namaz kılanların vay haline!» (Maun – 4-5)

Görülüyor ki, Ulu Allah ( cellecelalühü ), müminlerden; «Namazı dost doğru kılanlar» diye bahsederken münafıklardan sadece «namaz kılanlar» diye bahsetmektedir.
Bunun sebebi, namazı kılanlar çok olmakla birlikte «namazı dost doğru» kılanların az olduğu belirtmektir.

Sıradan gafiller isledikleri amelleri, geleneğe uymak için isler ve ibadetleri Allah’a ( cellecelalühü ) takdim edileceği gün «Kabul edilir mi, edilmez mi?» diye düşünmezler.

Rivayete göre, nitekim Peygamberimiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:

İçinizden öyleleri vardır ki, kıldıkları namazların sadece üçte biri, veya dörtte biri veyahut beste biri yahut da altıda biri… Peygamberimiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) onda bire kadar çıkmıştır) yazılır.»

Peygamber’imiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) bu hadisi ile namazların ancak şuurlu olarak kılanların yazılacağını açıklamak istemiştir.

Rivayete göre Peygamberimiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:

“Allah’a ( cellecelalühü ) kalbi ile yönelerek iki rekat namaz kılan kimse anasından doğduğu gün gibi günahlarından sıyrılır.”

Kulun namaz kılması ancak kalbiyle Allah’a ( cellecelalühü ) yöneldiği zaman büyük önem taşır. İçi vesveseler ile oyalanarak namaza bütün varlığı ile kendini vermezse söyle birinin durumuna düşer; Bir adam düşünün ki, kusurunu bağışlamak için hükümdarın kapısına varmış, içeri alınarak huzuruna dikilmiştir.

Hükümdar yanına gelince sağa sola bakmaya başlamış ve hükümdar da onun dileğini yerine getirmemiştir. Çünkü hükümdar, kendisine verilen önemin derecesine göre. dilekleri karşılar.

İşte namaz da buna benzer, insan namaza durunca onun şuurundan uzak kaldığı takdirde, kıldığı namaz kabul olunmaz.

Bilesin ki, namaz bir padişah tarafından verilen düğün ziyafetine benzer, orada herkese açık, çeşitli tat ve faydası olan her türlü yiyecek ve içecek bulunur.

Namaz da böyledir. Allah ( cellecelalühü ), insanları çeşitli davranış ve zikirleri bir araya getirerek ona davet etmiş, ibadetin çeşitli tatlarına bir arada kavuşsunlar diye onlara bu ibadeti sunmuştur. Onun içindeki hareketler ziyafetteki yemeklere, zikirler ise içeceklere benzer.

Derler ki namazda on iki bin haslet vardır. Sonra bu on iki bin haslet on iki haslette bir araya getirilmiştir. Simdi namaz kılmak isteyen kimse eksiksiz bir namaz kılmak için bu on iki hasleti bir arada bulundurmak mecburiyetindedir.

Bu on iki hasletin altısı namazdan önce, altısı da namazın içindedir:

1 – İlim: Çünkü Peygamber’imiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) «Bilerek işlenen az amel, cahilce islenen çok amelden daha hayırlıdır.» buyurur.

2 – Abdest: Peygamber’imiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) «temizlenmeksizin namaz olmaz» buyurmuştur.

3 – Elbise: Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Ey Ademoğulları, her mescit de ziynetinizi takının» buyurur (A´raf – 31) Buradaki «ziynetinizi takının» : «her namaz vakti elbisenizi giyinin.» demektir.

4 – Vakti gözetmek: Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Hiç şüphesiz, namaz müminler üzerinde vakitleri belirli bir farzdır.» buyuruyor (Nisa – 103).

5 – Kıbleye yönelmek. Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Namazda yüzünü Mescid-i Haram yönüne döndür. Nerede olursanız olun, yüzlerinizi çevirin.» buyuruyor. (Bakara – 144)

6 – Niyet: Çünkü Peygamber’imiz: ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) «Ameller niyetlere bağlıdır. Herkes niyet ederse onu elde eder» buyuruyor.

7 – Tekbir almak: Çünkü Peygamber’imiz: ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) «Tekbir alınca namaz dışı her şey haram olur, selam verince bu yasak sona erer.» buyuruyor.

8 – Ayakta dikilmek. Nitekim Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Allah için ayakta dikilerek dua edin.» buyuruyor. Bu «Ayakta namaz kılın» demektir. (Bakara – 288)

9 – Fatiha sûresini okumak: Nitekim Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Sonra Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun» buyuruyor. (Müzemmil – 20)

10 – Rukû varmak: Nitekim Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Namazı dost doğru kılın, zekat verin ve rukû edenler ile rukû edin.» buyuruyor (Bakara – 43).

11 – Secdeye varmak: Nitekim Ulu Allah ( cellecelalühü ): «Ey müminler, rukû edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayırlı işler işleyin» buyuruyor. (Hac – 77)

12 – Tahiyyâtta oturmak: Peygamber’imiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem ) «Kisi son secdeden başını kaldırıp ettihiyyâtü okuyacak kadar bir zaman oturunca namazı sona erer.» buyuruyor.

İşte bu on iki şart bir araya gelince bunların kemal derecesi kazanabilmesi için mühür mesabesinde ihlas gerekir.

Nitekim Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuru­yor ki:

« Kâfirlerin canı sıkılsa da dinde yalnız Allah’a yöneterek ihlasla O’na dua edin.»

(Mü´minun – 14)

Namazın birinci hasleti ve şartı olan ilim üçe ayrılır:

1 – Namazın farz ve sünnetlerini birbirinden ayırt edebilmek.

2 – Abdestin farz ve sünnetlerini bitmek. Çünkü bu namazın tamamından dır.

3 – Şeytanın tuzaklarını bilip önemle onlara karşı koymak.

Abdest üç şey sayesinde tamam olur.

1 – Kalbi kin, kıskançlık ve bozukluktan arındırmak.

2 – Bedeni günahlardan temizlemek.

3 – Abdest azalarını, suyu israf etmeksizin iyice yıkamak.

Elbise de üç şey ile tamam olur:

1 – Kazancın helal olması.

2 – Pislikten arındırılmış olması.

3 – Sünnete uygun olması, büyüklük taslamak ve çalım satmak edası taşımaması.

Vakti gözetmek dahi su üç şey sayesinde yerine getirilir:

1 – Vaktin girişini gözetlemek üzere gözün güneşte, ayda ve yıldızda olması,

2 – Kulağın ezanda olması.

3 – Kalbin daima vaktin girmesini düşünür halde bulunması.

Kıbleye durmak da üç şey sayesinde eksiksiz olur:

1 – Yüzünü kıbleye çevirmek.

2 – Kalbini Allah’a ( cellecelalühü ) yöneltmek.

3 – Allah’dan ( cellecelalühü ) korku duyarak nefsi küçük görmek.

Niyet de üç şey sayesinde kemal vasfı kazanır:

1 – Hangi namazı kıldığını bilmek.

2 – Allah’in ( cellecelalühü ) huzurunda durduğunu, O’nun seni gördüğünü bilerek çekingenlik duygusu içinde dikilmek.

3 – Allah’in ( cellecelalühü ) senin kalbinde saklı tuttuğun her duyguyu bildiğini bilerek dünya ile ilgili düşüncelerden uzak durmak.

Tekbir’in eksiksiz olması da üç şeye bağlıdır:

1 – Kararlı ve doğru bir tekbir getirmek,

2 – Ellerini kulak hizasına kadar kaldırmak.

3 – Uyanık bir kalp ile hürmet edası taşıyarak tekbir almak.

Ayakta dikilmenin (Kıyamın) kamil olabilmesi de üç şeye dayanır:

1 –  Gözlerini secde yerine dikmek.

2 – Kalbini Allah’a ( cellecelalühü ) vermek.

3 – Sağa – sola bakmamak.

Kur’an’ı Kerim okumanın kusursuzluğu da üç şarta bağlıdır:

1 – Kelimeleri gevelemeden, ayet sırasına uyarak ve Fatiha suresini doğru okumak.

2 – Düşünerek ve ayetlerin manasının şuurunda olarak okumak.

3 – Okuduğuna göre amel etmek.

Rükûnun kusursuzluğu da üç şeye bağlıdır:

1- Sırtını düz tutmak, fazla eğip veya fazla doğru durmamak,

2 – Parmaklarını açarak ellerini diz kapaklarına dayamak.

3 – Rükû halinde vücudun durulmasını sağlayarak, vakar ve hürmet içinde tesbih cümlelerini okumak.

Secdenin kusursuzluğu da üç şarta bağlıdır:

1 – Elleri kulakların hizasında yere koymak.

2 – Dirsekleri yere yaymak.

3 – Secde halinde vücûdun durulmasini saglayarak hürmetle tesbih cümlelerini okumak.

Ettehiyât’a oturmanın kusursuzluğu da üç şeye bağlıdır:

1 – Sağ ayağının bilekten aşağısını bükerek sol ayak üzerine oturmak,

2 –  Hürmet içinde Ettehiyyatüyü okumak, kendin ve bütün müminler için dua etmek.

3 – Adabına uyarak selam vermektir. Adaba uygun selam da sağa verdiğin selamın o tarafta bulunan koruyucu melekler ile, erkek ve kadın müminlere olduğunu, sola verdiğin selamın da yine soldaki koruyucu meleklere, erkek ve kadın müminlere yöneldiğini şuurlu bir niyetle yapmana bağlıdır.

Kusursuz ihlas da üç şeye bağlıdır:

1 — Kıldığın namazla insanların teveccühünü değil, Allah’ın ( cellecelalühü ) rızasını aramak.

2 — Başarıyı Allah’tan ( cellecelalühü ) bilmek.

3 – Kıyamet Gününe kadar namazı korumak. Çünkü Ulu Allah ( cellecelalühü ): «iyilik isleyen» dememiş, «iyilik getiren» buyurmustur.