MÜSLÜMANLIK

MÜSLÜMANLIK

Yazımıza başlamadan önce, en önemlisi, Allah’ımızın (CelleCelalühu) rızasını kazanmamız umuduyla, sonra da yazımızın, başta bize, daha sonra da siz değerli güzel insanlara tesirinin olmasını temenni ederek, Allah’ın (CelleCelalühu) adıyla başlamak istiyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim.

İnsanoğlunun geneli, neden namaz kılmak ve fıtrat gereği tesettüre girmek istemez, acizâne olarak, bunun nedenini paylaşacağız, inşaAllah sizlerle…

Yaratıcısını ve yaratılış nedenini tam manasında öğrenemeyen insanoğlu, Allah’a (CelleCelalühu) teşekkür etmenin de önemini anlayamayacaktır.

Müslüman / (İmanlı) olarak ölme umudu ile söyleyeceği; “Kelime-i Şehadetin, kendisi için yeterli olacağını düşünecek ya da bu şekilde düşünmek isteyecek.

Bakalım öyle mi peki?

 

İsterseniz, kelime – kelime gidelim.

 

Eşhedüen “La ilâhe illallah” kelimesindeki “La {ilâh}e illallah” cümlesindeki “ilâh” lafzını birlikte inceleyelim.

Kısmen, namaz kılmayan ve tesettüre riayet göstermeyen, (BAY “Nur Süresi, 30” – BAYAN “Nur Süresi, 31” ) kardeşlerimiz maalesef bu, “ilâh” sıfatını, “yaratıcı” olarak anlayacak ve bunun sonucunda dil ile söylediği, Kelime-i Şehadetin yeterli olacağını düşünecektir.

Doğru, ama sadece “yaratıcı” açısından bakarsak, niye yaratıldığımızı ve yaratılış gayemizi öğrenemeyeceğiz ve dolayısıyla, ibadet etmek, Allah’a (CelleCelalühu) “ Teşekkür Etmek ” aklımıza bile gelmeyecektir.

O zaman “İlâh” sıfatını “Yaratıcı” anlamından başka, nemanlamlara geldiğini kavrayabilirsek, işi kökünden çözeceğiz.

“İlâh” kavramı “Yaratıcı” sıfatından başka; “sadece kendisine ibadet edilen ve sadece kendisinden yardım beklenen, yerin ve göğün tek hakimi olan, bütün canlı ve cansız varlıkların tamamını, kendisinin emri doğrultusunda, insanın emrine veren, ihlâslı biçimde yapılan duaya cevap veren, “ kısacası, O’nsuz, hiç bir şey yapılamayacağını, insanoğlu güzel bir biçimde kavrayabilirse, Allah’a (CelleCelalühu) Teşekkür etmesinin gereğini                        anlayacaktır.

 

“İlâh” derken, rızık verenin sadece Allah (CelleCelalühu) olduğunun kanaatine varırsak, kumar, faiz gibi haram olan, rızık ortaklarının üstünü çizerek, ŞİRK, tehlikesini ortadan kaldırırsak, “İlâh” sıfatını kavrayıp asıl yaratılış gayemizi anlayabiliriz.

İlk kelimede ki sihirli sözcüğün yani, “ilâh” sıfatının ne anlama geldiğini kavradıysak, ikinci kelimemize geçebiliriz.

Eşhedü enne “Muhammeden abdühü ve Resûlü” kelimesindeki, “Muhammeden abdühü ve Resûlü” sıfatını derken peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’ın (CelleCelalühu), Resûlü olduğunu destekliyoruz.

Kime sorarsak, Peygamberimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) seviyor muyuz? Sorusuna çoğu insan “Evet” cevabını verecektir.

Peygamberimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) seviyoruz, ama çoğumuzun yaşantısında, Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaşantısı, sahabenin giyime, ahlâka, doğru söze, anne – baba başta olmak üzere, akrabaya verdiği önem, insanlara karşı, Allah (CelleCelalühu) nazarında gösterilen sevgi, peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabenin, ticaret hayatına verdiği incelik, maalesef yok denecek kadar azdır.

 

Şimdi örnek verelim, canımız biraz acıyacak, ama gerçekçi olmamız gerekiyor.

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kadını, biz erkeklere, Allah (CelleCelalühu) tarafından, emanet etmiştir, kollamamız için, onları mutlu etmek için, onları gözetmek için.

Ama günümüze bakıyoruz, sevdiğimiz, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) gibi değiliz, ya da kadını emanet gözüyle gören çok az.

Namazımızı ele alalım, cübbesiz, sarıksız namaz kılıyoruz, (Altını çiziyoruz, cübbesiz, sarıksız, kılınan namaz olmuyor demiyoruz, lütfen yanlış anlaşılmasın.) Ancak, cübbe, sarık, Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) kuvvetli bir sünnetidir.

“Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rekattan daha hayırlıdır.” [Deylemi, Taç c. 1 s 169]

Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) ısrarla üzerinde durduğu, Ticaret meselesine neden özen göstermiyoruz. Bunun gibi, örnekleri çoğaltabiliriz.

Eğer, Peygamberimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) sevdiğimizi söylüyorsak, davamızda neden kendisine zıt düşüyoruz.

“De ki, siz gerçekten Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.” [Al-i İmran. 31 ]

İsterseniz, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) sevgimizi biraz daha düşünelim?

Kur’an’ı, araştırarak, Allah’ımızı (CelleCelalühu) tanıyalım, bizden beklentilerini anlayalım.

 

Peygamberimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) sevmek için, hadislerine sımsıkı sarılalım, onu anlamaya çalışalım.

 

Kısacası, dille yaptığımız bir “Kelime- i Şehadetin” arkasına sığınırsak, yapılan günahlar ve haramlar ile birlikte iman cevherimizi tehlikeye atabiliriz.

 

Not: Namazımız olmadan, tesettürümüz olmadan, haram – helal gözetmeksizin yaşamamız, bizi, asıl olması gereken “Kelime-i Şehadete” götürmeyebilir.

 

Allah (CelleCelalühu) hepimizi affetsin… [ Amin ]

Allah (CelleCelalühu) hepimizi affetsin… [ Amin ]

Allah (CelleCelalühu) hepimizi affetsin… [ Amin ]

Cevap Yaz