Müslümanın Müslümana Karşı Tutumu.

Müslümanları çirkin görmek, onlarla bozuşmak ve onlardan yüz çevirmek kesinlikle haram kılınmıştır.

Müslümana hakaret eden fasık, helal görerek onunla savaşan kimse ise kâfir olur.

Halid bin Velid   -radıyallâhu anh- hakkında gelen meşhur rivayet, böyle bir şeyi kesin olarak yasaklamaktadır.

Halid bin Velid, Beni Cüzeyme kabilesine bir seriyye yollayarak onları İslam’a davet etmek istemişti. Yanlarına geldiğinde onlardan Müslüman olmalarını istedi­ğinde onlar: “Biz zaten Müslüman bir topluluğuz” demişlerdi. Halid bin Velid -radıyallâhu anh- bunun üzerine onlara “Silahlarınız bırakın ve bineklerinizden inin” demiş fakat onlar: “Allah’a yemin olsun ki silahları bırakın diyorsan bu savaş demektir. Zira biz sana ve senin yanındakilere güvenmiyoruz” demişlerdi. Bunun üzerine Halid -radıyallâhu anh-’ın “Siz teslim olana kadar size eman yoktur” demiş, bir kısım teslim olmuş ama bir kısmı olmamıştı.

Başka bir rivayette ise şöyle gelmiştir; Halid bin Velid -radıyallâhu anh- kavmin yanına ulaştığında onlara sizin durumunuz nedir? – yani Müslüman mısınız yoksa değil mi?- diye sordurduğunda, onlar: “Bizler Müslümanız namaz kılar Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e zekat’ı veririz. Memleketimizde mescidler inşa ettik ve orada ezan okuruz” demişlerdi.

Bir rivayette ise şu lafızlarla nakledilmektedir: “Onlar “Biz Müslü­man olduk” demek yerine “Biz din değiştirdik, din değiştirdik” demiş­lerdi. Bunun üzerine Halid bin Velid -radıyallâhu anh- “Niye silahlandı­nız?” diye sormuş. Onlar da: “Araplardan bir kavim ile aramızda bir düşmanlık var. Biz sizi onlar sanarak silahlandık” demişlerdi. Sonra Halid bin Velid -radıyallâhu anh- “Silahları bırakın” diye emir vermiş ve onlar da silahlarını bırakmışlardı. Daha sonra onların esir alınması istenmiş ve bağlanarak ashab arasında taksim edilmişti. Seher vakti geldiğinde Halid bin Velid -radıyallâhu anh-ın emriyle bir görevli “elinde esiri olan onu öldürsün” diye ilan etmiş Benü Süleym kavmi, elindeki esirleri öldürmüş, Ensar ve Muhacir ise -radıyallâhu anhum- bunu yapmamış ve esirlerini Medine’ye göndermeyi uygun gömüşlerdi. Bu haber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-e ulaştığında

“Allah’ım! Halid’in yaptığından beriyim ve sana sığınırım” diyerek bunu iki kere tekrarlamıştır.

Bu meselenin izahında şöyle denmektedir: Halid bin Velid – radıyallâhu anh- onların söyledikleri ‘biz dinden döndük’ sözlerini kibirlenerek İslam’ı reddetmek için söylediklerini düşünmüştü. Fakat Rasulüllah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hz. Halid’in aceleciliğini ve esir­lerin ‘biz dinden döndük’ sözlerinin maksadını tam olarak anlamadan yaptıklarını reddetmiştir.

Halid bin Velid -radıyallâhu anh- da bu yaptıklarından mazurdur. Zira Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında:

“Halid, Allah’a güzel bir kul ve güzel bir dosttur. Allah’ın kâfirler ve münafıklar üzerine çektiği bir kılıcıdır” buyurmaktadır.

Usame bin Zeyd’in -o, peygamberimizin çok sevdiği Zeyd’in çok sevdiği oğludur- Buhârî’nin Ebû Zabyan’dan rivayet ettiği kıssası da aynı bunun gibidir.

Ebû Zabyan şöyle demiştir: Ben Usame bin Zeyd’ten işittim; o şöyle demişti: “Rasulüllah -sallallahu aleyhi ve sellem- bizi ‘Hurka’ böl­gesine göndermişti. Sabah vakti saldırarak onları hezimete uğrattık. Çarpışma esnasında Ensar’dan bir zat yanımdaydı. Onlardan bir adamla karşılaştık. Etrafını çevirdiğimizde adam ‘la ilahe illallah’ de­di. Arkadaşım ona bir şey yapmaktan geri durmasına rağmen ben onu mızrağımla öldürdüm. Geri döndüğümüzde bu haber Rasulüllah – sallallahu aleyhi ve sellem-e ulaşmıştı. Bana:

“Ey Usame! Sen onu ‘la ilahe illallah’ dedikten sonra mı öldürdün?” diye sorunca, ben “kendimi ondan korunmak için böyle yaptım” diye cevap verdim. Ama o -sallallahu aleyhi ve sellem- tekrar tekrar bana aynı soruyu sormaya devam ediyordu. Ben keşke o günden önce Müslüman olmasaydım diye temenni ettiğimi hatırlıyorum.

Başka bir rivayette ise Rasulüllah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in ona:

“Kalbini yardın da mı onun doğru mu yalan mı söylediğini öğren­din?” diye sorduğu, Usame -radıyallâhu anh-‘ın da: “Ben la ilahe illal­lah diyen biriyle savaş etmem” diye karşılık verdiği anlatılmaktadır.

Hz. Ali -radıyallâhu anh- kendisine muhalefet eden fırkalar hak­kında ‘onlar kâfir midirler?’ diye soru ile karşılaştığında; “Hayır, onlar küfürden uzaktırlar” demiştir. Bunun üzerine: “Peki onlar münafık mı?” diye tekrar sorulmuş. O da: “Hayır onlar münafık değillerdir. Münafıklar Allah’ı az anarlar onlar ise Allah’ı çokça anmaktadırlar” demiştir. “Öyleyse onların durumu nedir?” diye tekrar sorduklarında Hz. Ali: “Onlara fitne isabet etmiş onlar da kör ve sağır olmuşlardır” diye cevap vermiştir.

Cevap Yaz