Mekke-i Mükerreme’nin Fethi

Hudeybiye Antlaşmasının bozulması üzerine Mekke’ye yürümeye karar veren Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), kan dökmemek ve düşmanı hazırlıksız yakalamak için gideceği yeri gizli tutarak sefer hazırlıklarına başladı. Yola çıkan İslâm ordusunun büyüklüğü karşısında paniğe kapılan Kureyşliler Ebû Süfyân (Radıyallâhu Anh) başkanlığında Hazreti Peygamber’in karargahına giden heyet üyeleri İslâm’ı kabul etmiş olarak Mekke’ye döndüler.

Dört koldan aynı anda Mekke’ye girilmesini planlayan Resûl-i Ekrem, kumandanlarınamecbur kalmadıkça savaşmamalarını, kaçanları izlememelerini, yaralı ve esirleri öldürmemelerini emretti. Fetih için harekete geçen birlikler Safâ tepesinde buluştu. Resûl-i Ekrem’in Mekke’ye hangi tarihte girdiği konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte fethin 20 Ramazan 8’de (11 Ocak 630) gerçekleştiği genel olarak kabul edilmektedir. Mescid-i Harâm’a giren Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Kâbe’yi tavaf ettikten sonra yaptığı konuşmada Mekke’nin harem olduğunu ve bu hâlinin devam edeceğini vurguladı; Mekkeliler’e verilen eman neticesinde umûmi af ilân edildiğini belirtti.

Kâbe ve çevresi şirk alâmetlerinden temizlendikten sonra Kâbe’nin içinde iki rek’ât namaz kılan Resûl-i Ekrem, Bilâl-i Habeşî’ye Kâbe’nin damına çıkarak ezan okumasını emretti. Mekkeliler Hazreti Peygamber’e biat edip müslüman oldular. Resûl-i Ekrem, fetih konuşmasında ayrıca hac ve Mekke idaresiyle ilgili hicâbe (sidâne) ve sikâye dışındaki bütün görevleri ilgâ ettiğini bildirdi. Muâz İbni Cebel (Radıyallâhu Anh) yeni müslüman olan Mekkeliler’e Kur’an’ı ve dinî esasları öğretmekle vazifelendirildi.

Cevap Yaz