Kadın Ve Namaz  

Kadın Ve Namaz   

Namaz konusunda bacılarımızı ilgilendiren kısımlara da göz atalım;

Namazlarımızın kabul görülmesi için biliyorsunuz, 12 şartın (farzın) yerine gelmiş olması gerekiyor. Bunlara namazın farzları denir. 12 farzdan altısı namaza                                   başlamadan öncedir. Bunlara Namazın dışındaki farzlar denir. Geri kalan altı şart ise namazın içindeki farzlardır.

Namazın Dışındaki Farzlar

1) Hadesten Taharet: Abdest almak, gerekli hallerde gusül yapmaktır.

2) Necasetten Taharet: Namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemektir.

3) Setr-i Avret: Namaz kılacak kişinin vücudunda örtünmesi gereken yerleri örtmesi demektir.

Erkekler için en az: Göbek ile diz kapağı arası mahrem bölgedir (dizkapağı dâhil).

Kadınlar için: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmeleri gerekir.

4) İstikbal-i Kıble: Namazı kıbleye dönerek kılmaktır. Kıble, Mekke şehrindeki kutsal bina olan Kâbe yönüdür. Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.

5) Vakit: Namazları kendi vakitleri içinde kılmaktır. Vakti gelmeden bir namazı kılmak caiz değildir.

6) Niyet: Hangi namazı kıldığını bilmek ve kalbinde hatırlamaktır. Niyetin dil ile söylenmesi sünnettir.

Namazın İçindeki Farzlar

1) İftitah Tekbiri: Namaza başlarken tekbir almak demektir.

2) Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir.

3) Kıraat: Namazda ayakta iken biraz Kur’an okumaktır.

4) Rükû’: Namazda eğilmektir.

5) Sücûd: Rükû’dan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymaktır.

6) Ka’de-i Ahîre: Namazın sonunda “Ettehiyyatü” okuyacak kadar oturmak demektir.

Biliyorsunuz namazın şartlarından yani, farzlarından bir tanesi de SETR-İ AVRET, yani tesettürdür.

Allah (CelleCelalühu), Nur Süresi 31. Ayettin de bacılarımızın nasıl tesettür yapmaları konusuna değinmiştir.

 Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında ziynetlerini açmasınlar ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar; ziynetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz Allah’a tövbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz. [Nur Süresi, 31]

Bacılarımızın bu ayetten çıkaracağı derslerden bir tanesi vücut hatlarını göstermemesidir

“…Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında ziynetlerini açmasınlar ve başörtülerini yakalarının              üzerine vursunlar.” [Nur Süresi, 31]

Ayette denildiği gibi tesettür, vücut hatlarını göstermemektir.

 

Ama maalesef günümüzde ki, özellikle bazı kapalı bacılarımızın giyindiği, dar elbiseler, bu ayete zıt olup, hem ahire hayatlarını hem de kıldıkları namazlarını tehlikeye                       sokmaktadır.

Dar bir Kot pantolon, bir bayanın vücut hatlarını bariz bir şekilde belli ettiği için giyilmesi asla uygun görülmemiştir. Ama buna rağmen bazı bacılarımızın bu ısrarından                          vazgeçmemelerini anlayamıyoruz.

 

Camiye etekliği ile gelen bacılarımız camide namaz kılarken etek giyiyor, çünkü o da inanmış dar kot pantolonla namazın olmayacağına, ama sokaklarda dar kot pantolon giymesini doğal karşılamıştır.

 

Tesettürün özelliği, tabi ki ayette denildiği gibi, cilbabı sağlamak yani, “Ziynetlerini açmasınlar ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar.” [Nur Süresi, 31]

Buradan, çok önemli bir yargı çıkıyor;

 

“HER CİLBAB ÇARŞAF DEĞİLDİR, AMA HER ÇARŞAF CİLBABDIR.

 

Tabi ki Kur’an’da geçen cilbab kelimesine en uygun kapanma şekli “çarşaf” olduğunu da söylemek gerekir.

Giyim şeklini eğer hallettiysek, Allah (CelleCelalühu), Hepinizden ve hepimizden razı olsun. AMİN.

Şimdi gelelim maalesef, tesettürü tam uygulayıp ta, tabi ki yine ayet ile yola çıkarak, en önemli detayı, sizin gibi güzel bacılarımıza anlatmak.

 

“… gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz Allah’a tövbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.” [Nur Süresi, 31]

Burada ise gerek açık gerek kapalı bacılarımız, ( Allah (CelleCelalühu) açık bacılarımıza tesettürü sevdirsin. ) [ AMİN.]

Belki bilerek, belki de farkında olmayarak çıkardıkları TAK TUK, sesleridir.

Biliyorsunuz özellikle, resmi yerler başta olmak üzere, günümüzde yaygın olan topuklu ayakkabılar ve çıkardığı sesler, Allah (CelleCelalühu) tarafından önceden uyarılmasına rağmen rahatsızlık hissetmeden bacılarımızın bunları giymekte ısrar etmelerini anlayamıyoruz.

 

Birde buna, koku ve giyim şeklide eklendiği takdirde o zaman işin rengi değişecektir. Değerli bacılarım dikkatli olalım.

Çünkü Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve selem) şöyle buyuruyor.

 

“Bir kadın, cezbedici koku sürer ve erkekler de ona bakarsa, evine gelinceye kadar Allah-u Teâlâ’nın gazabında olur.” [Taberani]

 

İslâmiyet gerçekten kadını üstün tutmuş, korunması konusunda da erkeği görevlendirmiştir. Hiçbir Müslüman erkek, kadınının başka erkekler tarafında bakılmasına ve tahrik edilmesini hoş görmemiştir, onun için erkeğe kıskanma duygusunu, kadına da tesettürü vermiştir. Sokaklarımızdaki, ahlâk dışı giyimlerin baş nedenlerinden biriside kıskanma (HAYÂ) duygusunun kalmamasıdır.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve selem) bir başka hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

“Üç kimse vardır ki, kıyamet günü Allah ( CelleCelalühu) onların tarafına bakmaz; anne-babasına âsî olan çocuk, erkeğe benzemeye çalışan kadın ve deyyûs.”              (Nesâi, Zekât 69)

 

Not: Karısını, kızını kapatmayan her adam Deyyûs değildir,  o insan fâsık, yani günahkardır

Ama bu hadisten müslüman çok büyük bir ders çıkarması gerekmektedir.
belki deyyus olmuyoruz ama bu durumu doğal olarak  görmeye başlarsak tehlike sinyalleri veririz.

İşte burada erkeklere bir mesaj söz konusudur.

Kadınlarımızın, bize emanet verildiğini, onlara karşı çok hassas davranmamız gerekeceğini bize vurgulanıyor.

Bayanı bir biblo gibi kırılmadan, namusuna, laf getirmeden, Sahibine, ALLAH (CelleCelalühu) ulaştırmak için çaba

göstermek gerekiyor.

 

“ Bırakın kadınların yakasını. İş yaptıracaksanız, okutun.

Okuyorlar, okutuyorlar, Allah nazardan saklasın, para da etmiyorlar. Onlar böyle olunca, Erkeklerin nasıl olması gerek. ”

 

[Mahmud Efendi Hz. (KuddîseSirruhû)]

Cevap Yaz