İSLÂM’DA AHLÂK

AHLÂKIN TARİFİ

Ahlâk, insanın ruhuna yerleşen alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklar, fazla düşünmeye gerek olmadan fiil ve davranışlarımızı meydana getirir.

Ruhumuza Yerleşen Alışkanlıklar İki Kısımdır:

1)     İyi alışkanlıklar,

2)Kötü alışkanlıklar.

Organlarımızın hareketleri ruhumuza bağlıdır. Ruhumuza iyi alışkan­lıklar yerleşirse organlarımızın fiil ve davranışları iyi olur. Bunlara güzel ahlâk denir. Ruhumuza kötü alışkanlıklar yerleşirse davranışlar kötii olur. Bunlara da kötü ahlâk denir. Davranışlarımızın iyi, ahlâkımızın güzel ola­bilmesi için ruhumuzu kötü huylardan temizleyerek iyi huylar yerleştirme­miz gerekir.

Toprağa ektiğimiz tohuma göre ürün alırız. Buğday tohumundan buğ­day bittiği gibi arpa tohumundan da arpa biter. Görülüyor ki, toprağın içine hangi tohumu ekersek bu tohumdan ona göre bitki çıkmaktadır. Bunun gibi ruhumuzun derinliklerine iyi huy tohumlarını ekersek bu tohumlar organla­rımızda güzel ahlâk olarak ortaya çıkar. Eğer ruhumuza kötü huy tohumlan ekersek bu tohumlar da organlarımızda kötü ahlâk olarak meydana gelir

İSLÂM’DA AHLÂK

İslâm Dininde ahlâkın büyük bir önemi ve değeri vardır. İslâmın gayesi insanları güzel ahlak sahibi yaparak olgunlaştırmaktır. İslâm güzel ahlâk demektir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”[1] Bir müslümanın değeri ahlâkının güzelliği ile ölçülür. Peygamber Efendimiz:

“Sizin bana en sevimliniz ve kıyamet gününde bana en yakınınız ahlâkı en güzel olanmızdır.”[2] buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir.

Peygamberimize:

“Allah katında en sevgili kullar kimlerdir? ” diye sordular:

Peygamber Efendimiz:

“Ahlâkı en güzel olanlardır”[3] buyurdu. İbadetler nasıl dinimizin emri ise, ahlâkî vazifeleri yerine getirmek de dinimizin emridir. İslâmda iba­detlerin bir gayesi de kişileri kötülükten sakındırmak ve iyi ahlâk sahibi yapmaktır.

İYİ AHLÂKLI OLMADA İNANÇ VE İBADETİN ROLÜ

Gerçek bir inanca sahip olan insan, bütün davranışlarının Allah tarafın- ian görüldüğüne ve bunların görevli melekler tarafından da yazıldığına namr. Dünyada yaptığı her iş ve davranışın kıyamet gününde kendisinden orulacağını bilir. İyilik yapanların bunun mükâfatını göreceğine, kötülük denlerin de cezasını çekeceğine kesinlikle inanır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar ölülük yapmışsa onu görür.”’

Bu inanç, insanı kötülüklerden uzaklaştırır ve iyilik yapmaya yöneltir, albinde böyle bir inanç ve sorumluluk duygusu taşımayan kimselerden ise îndi çıkarları olmadıkça iyilik beklenmez, bunlar fırsat bulunca her türlü Hiilüğü yapabilirler,

 

Halbuki kalbinde sağlam bir inaııç taşıyan bir müslüman bütün davra­nışlarına dikkat eder. Kimseye kötülük yapmaz. Elinden geldiği kadar iyilik etmeye çalışır. İbadetler, hem kalbimizdeki imanı güçlendirir, hem de iyi ahlâklı olmamızı sağlar.

Beş vakit namaz, bize daima Allah’ı hatırlatır, her tiirlü çirkin davranış­lardan vazgeçirir. Oruç, şefkat ve merhamet duygularını geliştirir, elimizi haramdan, dilimizi yalandan korur. Zekât cimrilikten kurtarır, başkalarına karşı iyilik ve yardımseverlik duygularını geliştirir, topluma faydalı bir in­san haline getirir.

Böylece, ibadetlerle beslenen iman, organlarımızda iyi ahlâk meyveleri­ni vermiş ve insan gerçek değerini kazanmış olur. İyi ahlâk sahibi olmayan­lar ise çiçek ve yaprak açmayan meyvesiz ağaç gibidirler.

EN GÜZEL AHLÂK ÖRNEĞİ HZ. M UH AMME D (s.a.s.)

Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah’ın terbiyesinde yetişmiş, yüksek ahlâk sa­hibi bir peygamberdir. O, ahlâkını Kur’andan almış, bütün iyilikleri ken­disinde toplamıştır. Hz. Ayşe’ye peygamberimizin ahlâkının nasıl olduğu sorulduğu zaman şu cevabı vermiştir:

“O’mm ahlâkı Kur’cm idi.

Peygamber Efendimiz ahlâkî vazifeleri hem öğretmiş, hem de kendisi bizzat uygulamıştır. O, hiç bir zaman doğruluktan, İyilikten ayrılmamış, gü­zel ahlâkı, iyi davranışları ile insanlara örnek olmuştur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Allah’ın resulünde sizin için uyulması gerekli güzel örnek vardır.”[4] buyurarak, peygamberimizin yaşayışını ömek almamızı istemiş­tir. Bize düşen görev peygamberimizin ahlâk ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek, onun ahlâkî davranışlarını örnek alarak yaşamaktır.

FERTLER İÇİN AHLÂKIN ÖNEMİ

Bilindiği gibi Millet adı verilen büyük topluluk, âilelerin bir araya gel­mesinden oluşur. Aileler de fertlerden meydana gelir. O halde bir milletin güçlü olması, mutluluk içinde yaşaması âilelerin sağlam bir yapıya sahip

olmasına bağlıdır. Ailenin sağlam ve huzurlu olması ise, âile içinde yer alan fertlerin üzerlerine düşen ahlâkî görevleri yerine getirmeleri ile mümkündür.

Bıı sebeple, her şeyden önce toplumu meydana getiren fertlerin iyi ahlâklı olması büyük önem taşımaktadır. Çürük tahtalardan sağlam bir gemi yapı­lamayacağı gibi iyi ahlâk sahibi olmayan, sorumluluk duygusu taşımayan fertlerden de güçlü ve sağlam bir toplum meydana gelemez.

İŞ HAYATI VE AHLÂK

Çalışmak dinimizin emridir. Bir miislüman geçimini sağlamak ve kim­seye muhtaç olmadan yaşamak için çalışmak zorundadır. İnsanların ça­lıştığı iş kolları, kazanç yolları çeşitlidir. Çalışıp kazanmada dikkat ede­ceğimiz husus: Kazancımızı helâl yollardan sağlamak ve rızkımıza haram karıştırmamaktır.

Peygamber Efendimiz;

“İnsanın, malını nereden kazanıp nereye harcadığından kıyamet günü sorguya çekileceğini”[5] bildirmiş, kazancına haram karıştıranlar hak­kında şu uyanda bulunmuştur:

“Bir müslümanı aldatan, yahut zarar veren veya hile yapan bizden değildir.”[6]

Çalışıp kazanırken doğru hareket edenler için de şu müjdeyi vermiştir:

“Ticarette doğruluktan ayrılmayan kıyamet gününde Peygamber­lerle beraber olacaktır.”[7] Doğruluk, müslümanhkta çok önemli bir ahlâk kuralıdır. Müslümana yakışan, iş hayatında doğruluktan ayrılmamak, insan­ları aldatmaktan, karaborsacılıktan, kaçakçılığın her çeşidinden sakınmak, helâl ve temiz yollardan kazanmaktır.

Bir üreticinin görevi iyi ve hilesiz mal üretmektir. İşçi ve memurun gö­revi, kendilerine verilen işleri eksiksiz olarak yapmaktır. Çalışan bir insan “beni kimse görmüyor” diye görevini aksatırsa, doğruluktan ayrılmış ve haksız kazanç elde etmiş olur ki, bu davranış dinimizde kesinlikle yasaktır. Başkasının hakkım çalmak, görevini kötüye kullanmaktır. Böyle hareket edenler; emeklerin boşa gitmesine sebep olur. Bundan hem ülke zarar gö­rür, hem de insanların birbirine güveni kalmaz. Temiz kalpli, iyi ahlâklı bir müslüman bu gibi davranışlardan uzaktır.

İyi ahlâk sahibi insan, işini doğru yapar, kimseyi aldatmaz, hile ve dolan­dırıcılık yapmaz. Üzerine aldığı görevi hakkıyle yapar, hem kendisine hem de çevresine yararlı olur

 


[1]     Riyazü’s-Salibin. c. 2.. s. 54

î      Seçme Hadisler, s. 32

)• Zilzai Sûresi, 7-8

[4]       Ahzab sûresi, 21

[5]       Ei-Terğib ve’t-Teriıib, c. 1., s. 125

fi 250 Hadis, s. 159

[7]      250 Hadis, s. 62