Günümüzün Tehlikeleri

Günümüzün Tehlikeleri

Yazımıza başlamadan önce, en önemlisi, Allah’ımızın (CelleCelalühu) rızasını kazanmamız umuduyla, sonra da yazımızın, başta bize, daha sonra da siz değerli güzel                   insanlara tesirinin olmasını temenni ederek, Allah’ın (CelleCelalühu) adıyla başlamak istiyoruz…

Bismillahirrahmanirrahim.

Günümüze, maalesef cahiliye dönemi geri dönmeye başlamıştır.

Neden diye soracaksınız?

Acizâne, fakat sadıkâne bir şekilde cevap verelim:

Biliyorsunuz, cahiliye döneminde, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu, yani kadını değersiz görüyorlardı,

Bunun asıl nedeni, ekonomik idi. Çünkü fakirlikten ötürü aile fertlerinin az olması isteniyordu ve erkek çocuklar büyüdükten sonra aile bütçesine katkıda bulunurlar ümidiyle yetiştiriliyorlardı. Fakat kız çocuklar büyüdükten sonra evlenecekleri için daha küçük yaşta öldürülüyorlardı. Bir başka nedeni ise, Arap kabileleri birbirlerine hiç bir haber vermeden savaş açarlar ve esir aldıkları kızları ya pazarlarda satarlar ya da kendileri cariye olarak kullanırlardı. İşte bu nedenlerden dolayı kız çocuklarını daha küçükken öldürüyorlardı.

Ne zaman ki, rahmet peygamberi (sallallâhu aleyhi ve selem), dünyayı şereflendirip, Kur’an-ı Kerimi tamamladı, kadın, yavaş yavaş değer kazanmaya başladı.

Kadınların maruz kaldıkları tüm sıkıntıların tek çözümü de yine Kur’an’dadır. Allah’ın (CelleCelalühu) insanlar için bir hidayet rehberi olarak indirdiği İslâm dini, kadına büyük değer verir. Allah (CelleCelalühu) Kur’an’ın pek çok ayeti ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, cahiliye toplumlarında kadınlara yönelik olarak hakim olan yanlış bakış açısını ortadan kaldırmış, kadına toplum içerisinde saygın bir yer kazandırmıştır. Rabbimiz ( CelleCelalühu ), Kuran ayetleriyle insanlara Allah (CelleCelalühu) Katında üstünlük ölçüsünün cinsiyet değil, Allah korkusu, iman, güzel ahlak, ihlâs ve takva olduğunu bildirmiştir.

Kısacası, Allah (CelleCelalühu) insanlara Kur’an ile en doğru yolu göstermiş ve cahiliye inançlarını taşıyan insanların yanlış uygulamalarını ortadan kaldırmıştır.

Ama maalesef günümüzde, olay gerçeğin aksine, çok ters bir durumda, sanki cahiliye dönemi geri dönmüş ve toprak, kelimesinin yerini moda almış.

Moda, adına çıkardıkları, yırtık pantolonlar, düşük bel ve yüksek bel pantolonlar, değişik makyaj türleri, yüksek topuklu ayakkabı tasarımlarıyla, dar elbiselerle (özellikle, tesettürlü bacılarımızın geneli dahil “Allah (CelleCelalühu) için, tesettürlü bacılarımız hariç”) kızlarımızı moda ile gömmeye başlamışlardır. Kısacası, bu saydığımız bütün özellikler, Allah’ın (CelleCelalühu) ayeti ile çelişiyor.

Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında ziynetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; ziynetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz Allah’a tövbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz. [ Nur, 31]

Oysa ki, Allah (CelleCelalühu), bacılarımıza, Nur süresi, 31. Ayette nasıl giyinmeleri gerektiğini söylemiş, ancak bacılarımıza, moda ile giyinmek daha cazip gelmiştir.

İşin garibi ise, Müslüman satıcıların, yine Müslüman ülkemizde, bu kıyafetleri satışa sunmasıdır. Bir de, erkek kardeşlerimizin maalesef göz kapaklarına hakim olmamaları, bacılarımızın gün geçtikçe, ellerinde olmayarak,  Allah’a (CelleCelalühu) isyan edecek şekilde giyinmelerine neden olmuştur.

Oysaki tesettür ayeti ilk olarak erkek kardeşlerimize, daha sonra bacılarımıza göndermiştir.

“Mümin erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını (apışlarını) muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir, her halde Allah ne yaparlarsa habîrdir”               [ Nur, 30 ]

Bunun sebebi, Allah (CelleCelalühu), değer verdiği kadını, erkeklere emanet etmeden önce, erkek kardeşlerimizi, Nur, 30. Ayette uyarmış, sonra kıymet verdiği bacılarımıza da, Nur, 31. Ayette nasıl giyinmesi, davranması gerektiğini bildirmiştir. Çünkü kadınları emanet edeceği erkek kardeşlerimize önceden bir uyarı gerekecekti.

Yani, bacılarımıza, hem maddi hem manevi şekilde, iki yerden koruma verilmiştir.

Günümüzde Tesettürsüzlük, maalesef, önemli bir noktaya gelmeye başlamıştır.

Çünkü tesettürsüzlük, hem kendimize, hem de bulunduğumuz ortama zarar verecektir.

Erkek kardeşlerimizin tesettürden uzak halleri, bacılarımızı,

Bacılarımızın tesettürden uzak halleri, erkek kardeşlerimizi günaha bulaştıracaktır.

Çünkü insanoğlu günah işlemeye hazır, şeytan bırakmıyor bizleri.

Tesettürümüzü, (kadın – erkek) uygulayarak, hiç değilse şeytanlarımızın işini zorlaştıralım.

Biz, Müslümanız, Allah’a (CelleCelalühu) göre giyinelim, davranalım.

Modacılara ve modaya göre değil.

Müslüman, Allah’tan (CelleCelalühu) emir alır, modacılardan değil!

Anlatmak istediğimiz, bacılarımızın modaya gömülerek sergiledikleri bu çirkin davranış; bir bakıma, erkek kardeşlerimizin emanete sahip çıkmamalarıdır.

 

Baba, kızına… Nur süresi 31. Ayeti anlatamadığı için,

Kocası, eşine… Nur süresi 31. Ayeti anlatamadığı için,

Allah (CelleCelalühu), inşaAllah bu gaflet uykusundan bizi uyandırır, kadınlarımıza, kızlarımıza sahip çıkmayı nasip eder. Kadın, Peygamberi doğuran anadır.

Bir başka ayette ise;

İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün boş ve amaçsız olanını satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır. [ Lokman 6 ]

Evet, maalesef durumumuz cidden vahim.

Bizi, moda, müzik, kumar (m. piyango, iddaa, loto, at yarışı…) gibi boş işlerle meşgul edip, bizim dünyaya geliş amacımızı unutturdular.

Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz [Al-imran, 103]

Ama bizi, diziler ile moda ile Allah (CelleCelalühu) ile bağımızı kesmeye başlamışlar bile.

 

Maalesef, insanoğlun, sevdiği dizinin yeni bölümümü, sevdiği sanatçının konserini kaçırmanın verdiği üzüntü, kaçırdığı vakit namazının vereceği üzüntüden daha ağır gelmiştir.

İşin özü, insanoğlu, kaçırdığı, dizilerden, konserlerden değil, kılmadığı namazlardan sorumludur.

Müziği ele alırsak, insanoğlunun dilinde dolandırdığı bir söz öbeği var “Müzik Ruhun Gıdasıdır” HÂŞÂ.

Allah (CelleCelalühu) , ise;

(Onlar) O zatlardır ki, Allah’ın (CelleCelalühu) zikriyle kalpleri mutmain olduğu halde iman etmişlerdir. Haberiniz olsun ki, Allah’ın zikriyle kalpler mutmain olur.              [Ra’d süresi, 28 ]

Bu ayete rağmen “müziğin ruhun gıdasıdır” diyenler HÂŞÂ, Allah’a (CelleCelalühu) karşı ne demeye çalışmışlar.

Bir insan bu lafı yani, inanarak müziğin ruhun gıdası olduğunu belirtirse, ayeti inkâr etme yoluna kadar gidebilir ve kendisini tehlikeye atabilir.

Müzik, ruhun belasıdır.

Ümmetin başına verilen, ciddi bir sorundur.

Ebu Amir ya da Ebu Malik el-Eş’ari (RadiyallahuAnh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

‘Ümmetim arasında fercleri, ipeği, şarabı ve çalgı aletlerini helal kabul edecek bir topluluk olacaktır. Ve birtakım kimseler bir âlemin yakınına konaklayacaklar. Kendilerine ait davarlarla yanına gidecek, bir ihtiyacı sebebiyle onlara varacak. Onlar ona:

-Bize yarın tekrar gel diyecekler. Yüce Allah geceleyin onlara hükmünü geçirecek ve âlemi koyacak, diğerlerini ise tanınmaz hale çevirerek kıyamet gününe kadar maymunlara ve domuzlara dönüştürecektir’ buyurdu.” [Buhari ]

Bir başka bela;

Dizilerde ki, zinaya teşvik, hırsızlığa teşvik, Aile içi şiddete teşvik.

Giyimlerdeki Allah’a (CelleCelalühu) isyan derecesinde elbiseler.

Kısacası, gençlerimizin örnek aldığı karakterler. Ve maalesef, Modanın akibeti, bay-bayan, sokaklardaki, HÂŞÂ, isyanlık derecesindeki elbiseler, Allah’ı (CelleCelalühu) önemsemeden takılan rahat tavırlar.

 

“Sizden birinizin başına iğne ile dürtülmesi, kendisi için helal olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır”[Taberâni, Mucemu’l Kebir, 20 / 212) hadisi                         sahihtir.(bkz. Heysemi, Mecmuuz Zevaid, 4/326; Munziri, et-Tergibve’t-Terhib, 3/39; Albani, Sahihul Cami, h. no: 5045]

Buhari’de nakledilen şu hadis de bu rivayeti desteklemektedir. Hz. Âişe Validemiz (r.anha) şöyle nakletmektedir: “Resulullahın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi.” [Buharî, Ahkâm, 49]

İşte kadın – erkek ilişkisindeki son noktayı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koyuyor zaten.

Ama maalesef, hem tesettür ayetine uymayıp hem de kendilerine namahrem olan karşı cins ile beraberce toplulukta bulunmaktan hiç endişe duymayan insanlara                                  dönüştük.

Kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve aruza göre okumalarını caiz görmüyoruz. 

Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini harekete geçirmek vardır. Kadının ezan okuması bundan dolayı caiz olmamıştır.” 

 

“Kadının sesi avrettir. Onun Kur’an’ı, kadından öğrenmesi daha makbuldür. Bundan dolayıdır ki Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Tesbih erkeklere, el çarpmak ise kadınlara mahsustur.” buyurmuştur. Erkeğin onun sesini işitmesi doğru değildir.” [Nevâzil] 

 

“Nakledildiğine göre, Arap kadınları erkeklerle konuşurlarken seslerini inceltip yumuşatırlardı. Genellikle cilveli konuşmaya meraklı idiler. “Sizler de onlar gibi sesinizi                         inceltip yumuşatarak cilveli bir şekilde konuşmayınız.” [Kurtubî el-Camî] 

 

“Özellikle kocalarınızla gayet cilve ve işve ile konuşabilirsiniz. Onlara güzel görünmek için istediğiniz nezaketi yapabilirsiniz; lakin yabancı erkeklerle konuşurken ciddi, kaba ve kısık sesle konuşunuz.” [İbn-u Kesir]

 

Çünkü kadınlara karşı zaafiyeti olan, onların konuşmalarından anlam çıkartabilen ahlaksız kimseler, sizlerin nezaketini kötüye yorumlamak suretiyle hakkınızda                 fenalıklar düşünebilirler. Bu sebeple fitneye alet olmayınız. [Kur’ân-ı Kerim’de Adab-ı Muaşeret] 

“…Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını (yere) vurmasınlar! Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” [Nur, 31] 

Birçok fıkıh âlimi bu ayet hakkında; “Ayaklarının sesini duyurmaları haram olursa, kendi sesleri öncelikle haram olur.” demişlerdir. 

Hanefiler ise;  Kadının ayağını yere vururken çıkardığı ses değil, dikkatleri üzerine çekmesi ve fitneye sebep olması haramdır. Namazda ve hacda sesini yükseltmesinin haram olması da aynı şekilde izah edilir demişlerdir. [Hanımlara Özel İlmihal] 

Bundan dolayı kadının karşı cinse biraz ağır davranması gerekmektedir.

Bacılarımızı Allah (CelleCelalühu) özel olarak değer verdiği için onu kocasına emanet ederek tüm yetkiyi kendisine vermiştir.

 Bacılarımızın zaruri durum olmadıkça ( Alış – veriş, hastalık hali, v.b ) dışarı çıkmalarını asla uygun karşılanmamıştır. Bir kadın kocası yanında cenneti kazanır unutmayın.

“Sev Allah’ı, sevsin seni. Dinle Allah’ı, dinlesin seni. Feda et Allah’a kendini, O da feda etsin sana kendini.“

[Mahmud Efendi Hz. (KuddîseSirruhû)]

Cevap Yaz