Gıybet Ve Koğuculuğun Kötülüğü.

Ulu Allah ( cellecelalühü ) Gıybeti Kur’an’da kınayarak, sahibini ölü eti yiyene benzetmiştir.
Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
«Birbirinizi gıybet etmeyin. Her hangi biriniz kardeşinin ölü etini seve seve yer mi? Bundan elbette tiksinirsiniz» (Hucurat 12).
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
«Müslümanın her şeyi, kanı, malı ve şerefi Müslümana haramdır.»
Gıybet ırza şamildir, Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) ırzın dokunulmazlığını, mal ve kan dokunulmazlığı ile bir arada zikretmiştir.
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
« Biri birinizi kıskanmayınız, birbirinize kin beslemeyiniz, yalandan müşteri çıkıp biri birinizin alacağı malın fiyatını yükseltmeyiniz, biri biriniz aleyhine dedikodu yapmayınız, Allah’ın ( cellecelalühü ) birbirine kardeş olan kulları olunuz.»
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
« Gıybetten sakınınız, çünkü o zinadan daha ağır bir günahtır. İnsan zina edebilir ve tövbe edince Allah da tövbesini kabul eder. Fakat gıybet edilen kimse, hakkını bağışlamadıkça, gıybetçi af edilmez.»
Peygamber’imiz( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
« Miraç Gecesi tırnakları ile çehrelerini tırmalayan bir guruba rastladım. Cebrail’e ( aleyhisselsm ) (Bunlar kimdir) diye sordum. Cebrail’de ( aleyhisselam ) bana (Bunlar gıybet yaparak başkalarının şerefini lekeleyenlerdir) dedi.»
Süleyman İbni Câbir der ki; «Peygamber’imize ( sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek (bana iyi bir şey öğret de faydalanayım) dedim, bana söyle buyurdu:
«Kendi kovandan su isteyen birinin kovasına su boşaltmak veya Müslüman kardeşini güler yüzle karşılamak ve arkasından dedikodu yapmamak (gibi sana basit görünen hareketler) bile olsa hiç bir iyiliği küçümseme.»
Berae der ki; «Bir gün Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) evdeki kadınların da duyabildiği yüksek bir sesle bize hitap ederek buyurdu ki.
«Ey dili ile iman ettiği halde kalbi ile iman etmeyenler! Müslümanları gıybet etmeyin, onların ayıplarını araştırmayın. Çünkü kim kardeşinin ayıbını araştırırsa Allah da ( cellecelalühü ) onun ayıbını araştırır. Allah ( cellecelalühü ) kimin ayıbını araştırırsa onu evi içinde rezil eder.»
Söylendiğine göre, ulu Allah ( cellecelalühü ) Hz Musa’ya ( aleyhisselam ) şöyle vahyetti:
«Dedikodudan tövbe ederek ölen kimse, en arkadan cennete girer. Dedikoducu olarak ölen kimse ise ilk önce cehenneme girer.»
Sahabilerden Enes buyurdu ki; «Resûlallah herkese bir gün oruç tutmalarını ve kendisi izin vermedikçe oruçlarını bozmamalarını emretti, herkes bunun üzerine oruca niyetlendi. Aksam olunca herkes bir bir Peygamber’imize ( sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek «Yâ Resûlallah, günü oruçlu geçirdim, izin verirsen iftar edeyim» diyerek izin istemeye başladı, Peygamber’imiz de ( sallallahu aleyhi ve sellem) gelene oruç açma izni veriyordu.
Bir kisi, bir kisi daha derken adamın biri gelerek «Yâ Resûlallah! Ailemden iki kız, günü oruçlu geçirdiler, karşına çıkmaya utanıyorlar, izin verirsen iftar etsinler» dedi.
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) adamın tarafına bile bakmadı, adam aynı sözleri yeniden söyledi. Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) onunla yine ilgilenmedi. Adam bir daha ayni sözleri söyleyince Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) adama,
«Onlar oruç tutmadılar. Bütün gün başkalarının etini yiyen bir kimse nasıl oruç tutmuş olabilir, git onlara eğer oruç tutmuşlar ise kusmalarını söyle» dedi.
Adam kızların yanına döndü, durumu onlara anlattı, kustular, her ikisinden de birer parça kan pıhtısı geldi.
Adam tekrar Peygamber’imize ( sallallahu aleyhi ve sellem) vararak durumu bildirdi.
Peygamber’imiz de ( sallallahu aleyhi ve sellem) «Nefsimi kudret elinde tutan Allah’ın ( cellecelalühü ) adına yemin ederek söylüyorum ki, eğer pıhtılar karınlarında kalsaydı, onları ateş yakacaktı» diye buyurdu.
Diğer bir rivayete göre de. Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) adamın tarafına bakma­yınca adam bir müddet sonra yine Peygamber’imizin                 ( sallallahu aleyhi ve sellem) huzuruna gelerek. «Yâ Resûlellah, kızlar açlıktan öldüler (veya öle yazdılar)» dedi. Peygam­ber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) «Onları buraya getir» buyurdu.
Kızlar Peygamber’imize ( sallallahu aleyhi ve sellem) gelince Peygamber’imiz bir bardak getirtti ve birine «kus» dedi. kusunca, ağızlarından bardak dolusu kan ve irin geldi. Sonra öbürünü kusturdu, onun ağzından da ayni şeyler geldi.
Bunun üzerine Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) ikisi Allah’ın ( cellecelalühü ) helal kıldığı şeylere karşı oruç tuttular, fakat Allah’ın ( cellecelalühü ) haram kıldıkları ile oruçlarını bozdular karşılıklı oturup başkalarının etini yemeye koyuldular» buyurdu.
Yine Enes buyurur ki; «Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün bize hitap ederek faiz bahsini ele aldı, önemini belirterek söyle buyurdu:
“Faizden elde edilen bir dirhem insanın otuz altı kere zina yapmasından Allah katında daha ağır bir günahtır. Faizlerin en koyusu ise Müslüman ırzıdır.”
Koğuculuk da adi bir huydur. Nitekim ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
« Gammazlık yapıp isi-gücü öteye beriye söz taşımak olan, iyiliğe şiddet ile engel olan, azgın, günaha dalmış, kötülüğe düşkün, kaba ve bunlardan başka soysuz olan yardakçıya iltifat etme» (Kalem – 11 – 14).
Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
« Bütün gammazların ve başkalarına hakaret edenlerin vay haline! (Humeze – 1).
Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
“karısı da Odun hamalı olarak.” (Tebbet – 4).
Söylendiğine göre. Ebû Lehebin karısı söz taşıyan bir koğucu olduğu için ulu Allah ( cellecelalühü ) onu «odun hamalı» olarak zikrediyor.
Ulu Allâh ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
«— Allah, küfredenlere Nuh’un ( aleyhisselam ) karısı ile Lût’un ( aleyhisselam ) karısını örnek olarak gösterdi. Onlar iki iyi kulumuzun nikahı altında idiler. Fakat onlara hiyanet ettiler de kocaları onları Allah’ın gazabından en ufak bir şekilde kurtaramadılar. O ikisine «Cehenneme girenler ile birlikte siz de girin» denilecek. »
Söylendiğine göre Lût’un ( aleyhisselam ) karısı Lût’un ( aleyhisselam ) misafirlerinin geldiğini gizlice kâfirlere bildirir. Nuh’un ( aleyhisselam ) karısı da kocasının deli olduğunu ileri sürerdi.
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
«Koğucu Cennete giremez.»
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
«Allah Katında en sevimlileriniz, huyu en güzel olanlarınız, ailesine karşı görevlerinizi yapanlarınız, uzlaştıranlar ve uzlaşmaya yanaşanlarınızdır.
Allah Katında en sevimsizleriniz de, ondan ona söz taşıyanlarınız, bozgunculuk çıkaranlarınız ve temiz insanlara leke sürmeye uğraşanlarınızdır.»
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
“Kim küçük düşürmek kastı ile bir Müslüman hakkında aslı olmayan bir ayıp yayarsa, Allah onu o yüzden cehenneme atarak mahveder.”
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
« Herhangi bir kimse dünyada küçük düşürmek kastı ile birisi hakkında asılsız bir söz yayarsa, Allah’ın (cellecelalühü ) o söz yüzünden o kimseyi Kıyamet Günü ateşe atarak perişan etmesi kesinlik kazanır.»
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
“Kim bir mümin aleyhinde asılsız yere şahitlik ederse kendine cehennemden yer beğensin”,
Bildirildiğine göre kabir azabının üçte biri koğuculuk yüzündendir.
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
“Ulu Allah ( cellecelalühü ) cenneti yaratınca ona «konuş» diye buyurdu. Cennet de “Bana giren mesuttur.” dedi.
Bunun üzerine ulu Allah ( cellecelalühü ) söyle buyurdu. «İzzet ve celâlim hakkı için su sekiz çeşit kimse, sende barınamayacaktır.”
1- Devamlı içki içenler.
2 – Zina etmekte ısrar edenler.
3 – Koğucular.
4 – Karısını başkasına peşkeş çekenler.
5 – Zorba zaptiyeler.
6 – Kadınsı erkekler.
7 – Sıla-i rahmi terk edenler.
8 – Allah ( cellecelalühü ) adına söz verip yerine getirmeyenler.
Kâ’b-ul Ahbarın anlattığına göre, bir ara İsrail oğulları büyük bir kuraklığa maruz kalırlar.
Hz. Musâ ( aleyhisselam ) bir kaç defa yağmur için dua eder, fakat bir türlü yağmur yağmaz. Nihayet ulu Allah ( cellecelalühü ) Musa’ya ( aleyhisselam ) şöyle vahyeder:
«Aranızda hala huyunda ısrar eden bir koğucu varken ne senin ve ne de yanındakilerin duasını kabul etmem.»
Bunun üzerine Hz. Musâ ( aleyhisselam ): «Kimdir o, tarif et onu bana da aramızdan çıkarayım» diye yalvarır. Ulu Allah ( cellecelalühü ) ona söyle cevap verir, «Ya Musa size koğuculuğu yasaklarken ben mi koğucu olayım?» Bunun üzerine hep birlikte tövbe ettiler de yağmura kavuştular.
Söylendiğine göre adamın biri yedi meseleyi öğrenmek için yedi yüz fersah uzakta bulunan bir hekimi görmeye gider, hekimin yanına varınca ona der ki, «Allah’ın ( cellecelalühü ) sana bağışlamış olduğu ilimden faydalanmak üzere sana geldim, bana söyle:
1 – Gök ve gökten daha ağır olan nedir?
2 – Yer ve yerden daha geniş olan nedir?
3 – Taş ve taştan daha katı olan nedir?
4 – Ateş ve ateşten daha hararetli olan nedir?
5 – Zemheri ve zemheriden daha soğuk olan nedir?
6 – Denizden daha zengin olan nedir?
7 – Yetim ve yetimden daha zavallı olan kimdir?»
Hekim onun sorularını şöyle cevaplandırdı: «
1 – Suçsuz insana yapılan iftira gökten daha ağırdır.
2 – Hak yerden daha geniştir.
3 – Kanaatkar kalp, denizden daha zengindir.
4 – İhtiras ve kıskançlık ateşten daha hararetlidir.
5 – Akraba tarafında? -karşılanmayan ihtiyaç zemheriden daha soğuktur.
6 – Kâfirin kalbi tastan daha katıdır.
7 – Durumu meydana çıkınca koğucu yetimden daha zavallıdir.