Dünya Hayatına Aldanmak.

Dünyanın bütün gelişmeleri hoşa giden ve arzulanmayan durumlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bu geliş, bütün yeryüzü halkı hesabına elverişli olmaz, hakim olan Allah’ın ( cellecelalühü ) hükmü uyarınca çeşitli mahiyetler kazanırlar.
Ulu Allah ( cellecelalühü) buyuruyor ki:
«Rabbin dileseydi, bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Rabbinin rahmet ettikleri hariç, onlar farklı olmakta devam ederler. Rabbinin «cehennemi cinlerden ve insanlardan doldururum» hükmü kesinleşti. (Hud – 118—119.)
Bir tefsir alimine göre ayetteki «farklılık» varlık açısındandır ve insanların fakir ve zengin olmak üzere birbirinden farklı durumda olmaları belirtilmektedir.
Buna göre dünyanın elverişli gelişmelerine muhatap olanlar ve Allah’ın ( cellecelalühü ) imkan tanıdığı kimseler bu durumu şükür ile karşılayarak Allah’a            ( cellecelalühü ) çeşitli iyi ameller ile karşılık vermeleri ve dünyaya aldanmamaları gerekir. Böyle bir tutum, beklenmedik felaketlere karşı koruyucudur.
Bu husus da Allah’ın ayeti yeterli bir uyarıcıdır:
« Ey insanlar, hiç şüphesiz, Allah’ın vadi kesindir. Buna göre sakın dünya hayatı sizi aldatmasın.» (Fatır – 5)
Ulu Allah ( cellecelalühü ) buyuruyor ki:
«Münafıklar müminlere «sizin ile birlikte değilmiydik» diye seslenirler. Müminler de «evet, fakat siz kendinizi fitneye düşürerek hep müminlerin kötülüğünü beklediniz. İslam hakkında şüpheye düştünüz. Sizi nefsinizin arzuları aldattı. Böylece Allah’ın hükmü geldi, ayartıcı şeytan sizi Allah’ın fırsat vermesine dayanarak aldattı.» (Hadid – 14)
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:
«Aklı başında kimselerin uykusu ve oruçsuz hali ne güzeldir. Ahmakların uyanık kalıp ibadet etmelerine ve çalışmalarında niçin gözleri kalsın? Allah korkusu ve kesin iman taşıyanın bir zerre kadarlık iyiliği, aldanmışların yeryüzü dolusu iyiliğinden daha üstündür.»
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:
«Akıllı kimse nefsini hor görüp ölümden sonrası için amel işleyen kimsedir. Aptal da nefsinin azgın arzularına kapılan ve Allah’dan ( cellecelalühü ) uzun vaden hayallerinin gerçekleşmesini dileyendir.»
Anlatıldığına göre bir Bedevi bir kabileye misafir olur. Ona yemek verirler, yemekten sonra kabilenin çadırının gölgesinde uykuya yatar, uyurken çadırı sökerler, güneş başına vurunca uyanarak yola koyulur, yürürken der ki:
«— Hey, gidi hey! Dünya başına çektiğin bir gölgeye benzer
Günün birinde bu gölgenin kaybolması kaçınılmazdır.»
Ehli hikmetten biri arkadaşına der ki. «Dua eden sana işittirdi isteyen de senden özür diledi. Fakat yardıma en muhtaç olanlar kesin imanını kaybedenler ve amelden uzak kalanlardır.»
İbni Mesûd ( radıyallahu anh ) der ki, «İlim namına Allah ( cellecelalühü ) korkusu kâfidir. Cahil namına da, «Allah’ın ( cellecelalühü ) affına aldanmak kâfidir.
Peygamber’imiz ( sallallahu aleyhi ve sellem ) buyuruyor ki:
« Dünyayı seven ve ondan hoşnut olanın kalbinden Ahiret Korkusu çıkar.»
Ehli hikmetten biri der ki. «Kul, elde edemediği dünyalıklara karşı duyduğu üzüntüden dolayı hesaba çekilir. Ele geçirdiği dünyalıklara karşı duyduğu sevinçten dolayı da hesaba çekilir.»
ilk Müslümanlar sizin haramlardan kaçındığınızdan daha şiddetle helallerden uzak dururlardı. Sizin gözünüzle önemi olmayan bir çok şeyler onlarca mahvedici tehlikeler olarak kabul edilirdi. Halife Ömer İbni Abdülaziz ( radıyallahu anh ) sık sık şu beyitleri misal olarak getirirdi.
Bu beyitler Sâir Misar – İbni Keddama aittir:
«Ey aldanmış! Gündüzün vurdumduymazlık ve uykudur.
Gecen de uykudur, mahvolman kaçınılmazdır.
Sen ki gelip geçici olanlar oyalanıyorsun, hayallerle seviniyorsun.
Rüya gören kimsenin, uykuda asılsız tatlarla oyalandığı gibi.»
Dünyadaki bu oyalanışın yüzünden hoşlanmadığın bir akıbet ile karşılaşacaksın.
Hayvanların dünyadaki hayatı böyledir.»