Bid’at Nedir?

Asr-ı saâdet devrinde bulunmayan ve herhangi bir şer’i delile de dayanmayan, inanç olsun, ibadet olsun ya da fıkhî olsun her alanda sonradan ortaya çıkmış olan şeylere bid’at denir. Günümüzde – Vehhabiler başta olmak üzere – bazı kesimlerle Ehl-i sünnet arasındaki tartışmaların bir kısmı bid’at tanımındaki farklılığa dayanır. Başta tarif ettiğimiz şekilde geçen tanımı ” Şer’i ” bir delile dayanmayan ” ifadesinin dışında mutlak olarak aldığımızda, Peygamber Efendimiz’in ( sallallahu aleyhi ve sellem ) terkleri de dahil her şey, çıkaranını ve takip eden herkese delalete, dolayısıyla azaba sürükleyici bir etken olarak değerlendirilecektir. Problem de tam burada ortaya çıkmaktadır. Oysaki şer’i bir temele dayandığı gibi,taalluk ettiği alan Kur’an ve sünnet’in genel hükümlerine aykırı olmadığı takdirde çirkin ve men edilmiş bir iş ya da tasavvur da olmayacaktır. Zira;

Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’at’tır. Her bid’at dalâlettir ve her dalâlet ateştir. ( Müslim, Cuma : 13 ) buyurmuş olan Peygamber Efendimiz ( sallallahu aleyhi ve sellem ) başka bir hadis-i şerifinde :

Kim İslam’da iyi bir çığır açarsa açtığı çığırın ecri ve kendisinden sonra ( o çığırla ) amel edenlerin ecirleri sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona aittir. ( Müslim, Zekat : 69 )

Bu rivayetler ve konuyla ilgili vârid olmuş rivayetlerin tamamı dikkate alındığında bid’at kavramının ne şekilde anlaşılması gerektiği ve kapsamı da ortaya çıkmaktadır.

Bu sebeple ulemâ bid’at kavramını; bid’at-ı hasene ( iyi bid’at ) ve bid’at-ı seyyie ( kötü bid’at ) olarak ikiye ayırarak incelemişlerdir. Bazı alimler  bid’at’ın iyisinden söz edilemeyeceğinden belirtmişseler de onlar şer’i bir delile dayanan fakat asr-ı saâdetten sonra ortaya çıkmış olan meşru işleri sünnet-i hasene olarak kavramsallaştırmışlardır. Dolayısıyla bu konuyla ilgili ehl-i sünnet içerisindeki ihtilaf  yalnızca lafzî bir ihtilaftır.

Cevap Yaz